Logo

Parti uzun bir dönemdir gelişmesini zora sokan sorun alanlarına dönük yoğun bir yüklenme içerisindedir. Özellikle III. Kongre’den bu yana, sınıf-kitle çalışmasında mesafe almamızı güçleştiren tüm örgütsel ve politik yetersizlikler, zaaflar ve zayıflıklar çok yönlü bir mücadelenin konusudur. Son olarak IV. Kongre partinin gelişme süreçlerine ilişkin toplu bir değerlendirme yapmış, bu çerçevede önümüzdeki dönemde yüklenilmesi gereken temel zayıflık alanları net bir biçimde ortaya koymuştur.

Yaklaşan 8 Mart’ı, tarihsel anlamına, sınıfsal özüne ve devrimci geleneğine yakışır bir şekilde kutlamanın özel bir önemi var. Böyle bir kutlama, hem sömürü ve kölelik düzeni kapitalizme karşı güçlü bir duruş sergilemek, hem de 8 Mart’ın sınıfsal içeriğini boşaltma çabalarına yanıt vermek için gereklidir. Sermaye sınıfı ile onun vurucu gücü AKP iktidarının tüm saldırıları sınıfsaldır. Tüm icraatları işçi sınıfı ile emekçiler üzerindeki baskı ve sömürüyü arttırmayı amaçlıyor...

Sınıflar mücadelesinde “merkezi karargahın” kritik önemi, mücadelenin seyri ve geleceği açısından tuttuğu yer tartışmasızdır. Bütün bir partinin stratejik hedefler doğrultusunda konumlandırılmasından gündelik politik-örgütsel çalışmanın gerekleri üzerinden harekete geçirilmesine kadar çok geniş bir sorumluluk alanına sahip olan merkezi önderliğin, içerisine girmiş bulunduğumuz “devrimler dönemi”nde çok daha karmaşık...

Savunma, sınıfın kafasını kaldırdığı her durumda yüzyüze kaldığı zorbalığa karşı ayakta kalmasının zorunlu bir gereğidir. Öyle ki, işçi sınıfının en geri bölükleri dahi herhangi bir hak mücadelesine giriştiklerinde bu ihtiyacı hissederler, kapasiteleri ve yetenekleri ölçüsünde de kendilerini savunmaya çalışırlar.

Bugünkü modern feminizmin kökleri burjuva devrimlerine dayanır. Fransız Devrimi’yle başlayan ve tüm dünyayı sarsan eşitlik ve özgürlük isteminin, kadınları da harekete geçirmesi kaçınılmazdı. Kadınlar devrim sürecinde aktif olarak yer aldılar, kendi örgütlülüklerini kurdular, yayınlarını çıkardılar. Devrimden, kendilerini de eşit vatandaş haline getirmesini beklediler.