Logo

Türkiye, bunalımlar, savaşlar, içsavaşlar ve toplumsal hareketliliklerle çalkalanan bir coğrafya ile çevrilidir ve kendisi de çok yönlü bunalımlar içinde bir ülkedir. Ekonomide biriken sorunlar giderek ağırlaşıyor ve her an patlak verebilecek yeni bir bunalımı hazırlıyor. Uzun yıllardır sürdürülen sosyal yıkım saldırılarının mayaladığı sosyal bunalım katmerleşiyor, sosyal gerginlikler büyüyor. Rejim bunalımında yeni bir denge oluşmuş gibi görünse...

Yeni tarihsel dönemin Türkiye’deki yansımalarının son halkasını ise Haziran’daki büyük sosyal patlamayla birlikte devam edegelen süreç oluşturdu. Türkiye’nin işçi-emekçi kitleleri, ilerici-aydın dinamikleri ve gençlik yığınları, son üç yıldır dünya çapında gündemi belirleyen sosyal patlamalar kervanına görkemli bir giriş yaptılar. Düne kadar toplumsal yaşamın üzerine bir karabasan gibi çöken iktidarlaşmış...

31 Mayıs’ı Hazirana bağlayan gece patlak veren büyük direnişin en temel zaafiyet alanı, politik ve örgütsel açıdan devrimci bir önderlikten yoksun olması idi. Bu durum, bunu başarabilecek, dahası hareketi bir adım daha ileri taşıyacak yegâne sınıfın, işçi sınıfının verili tablosundan bağımsız değildir. Hareketin ihtiyaç duyduğu önderlik pratiğini...

Sol ilk anda olaylara tüm bileşenleriyle katılamadı. İlk günün ardından hızlı bir katılım gösterdi ve taraf oldu. Ancak ilerleyen günlerde, özellikle kritik anlarda reformist kesimler geri çekilen tutumlar sergilediler. Özellikle militan çatışmaların sözkonusu olduğu her durumda reformistler hızla geri çekildiler. Bu tutum şaşırtıcı değil. Zira bu güçler gerek düzen karşısındaki konumlanışları...