Logo

Alevilik sorununun güncel ve tarihsel arka planına bakıldığında, olgunun dinsel bir alt kimlik olan mezhepten öte olduğu görülüyor. Tarihsel arka planda, merkezi otoriteye/egemen sınıflara karşı isyanların Alevilik görünümünde ortaya çıkması ve bunun yüzyıllara yayılması, dini inanca felsefi boyutlar katmış, döneminin ilerisinde olan belli değerlerin benimsenip yaşatılmasını olanaklı kılmıştır. Feodal sömürüye mezhepsel baskının eklendiği...

Parti güçlerimizin onda dokuzunun sınıf çalışmasında yeraldığını ifade ediyoruz. Gelinen aşamada tartıştığımız sorunların bazılarının artık geride kalması gerekiyor. Nedir bunlar? Uzun yıllardır fabrikalarda çalışıyoruz. ‘90’lı yıllardan itibaren anlamlı örnekler var. Fabrika çalışmasının ne olduğunu herhalde bizden iyi bilen...

Sınıf ve emekçi kitlelerin ileri kesimleri bugün için belli bir “edilgenlik” içine sürüklenmiş olsalar da, olup-bitenlere karşı kayıtsız değiller. Olayları, gündemleri ve gelişmeleri dikkatle izlemekte ve belli bir tutumla birleştirmektedirler. Özellikle direnme iradesi ve kapasitesi ortaya koyan siyasal güçlere ilgileri giderek artmakta ve daha yakından takip etmektedirler. İşte bu nedenle her biçimde ve her yolla işçilere ve emekçilere seslenmeyi başarmalı, bu çerçevede...

Kadro sorununun halihazırda parti çalışmasının önemli bir dizi alanını kestiği açık. Sınıf çalışmasında mesafe almaktan devrimci örgüt sorununa kadar önümüze çıkan sorun alanları, kadro gerçeğimizle sıkı sıkıya ilişkili. Bu nedenle kritik bir yerde duruyor. “Kadro gerçeğimiz nedir?” diye sorulduğunda ilk verilecek cevap...

Devrimci bir sınıf hareketinin gelişimini sağlamak, EKİM ve EKİM’cilerin en başından itibaren en önemli hedefi idi. Bunun için ise öncelikle siyasal bir hareket olmak gerekiyordu. EKİM çok da uzun sürmeyen bir zaman zarfında bunu başardı. Geleneksel devrimci hareket içinde kendisine apayrı bir yer açtı. Yalnızlıklarla boğuşarak, geleneksel hareketin suskunluk fesadını püskürterek, içerden ve dışardan yoluna çıkan tasfiyeci dalgalara ve kırılmalara...

Hatice Yoldaş Ölüm Orucu Direnişi’ni “yaşamı köleleştirilmiş milyonlarca işçi ve emekçinin haklı davasını savunmak” olarak tanımlıyordu. Aslında tek başına bu cümle bile onun berrak sınıf bilincinin ve örnek devrimci kimliğinin bir göstergesi. Hatice yoldaş ölüm orucunda şehit düştüğünde, tıpkı Habip yoldaşın dediği gibi “partinin bayrağına leke sürdürmeme” onurunu taşıyordu. O, sık sık vurgulandığı gibi, zor dönemde tercihini devrim ve sosyalizmden...