Logo

İşçi sınıfı ve emekçiler için içinde adeta nefes alamadıkları bunaltıcı bir baskı, sömürü ve kölelik düzeni yıllardır yürürlükte. Özellikle AKP döneminde bu iyiden iyiye tahkim de edilmiş durumda. Zira AKP, kurulu düzenin geleneksel yöntemlerinin yanısıra, geleneksel gerici kültürü, özellikle dini, gelinen yerde ise artık kudurgan bir şovenizmi de, seleflerininkiyle kıyaslanamaz bir başarı ile kullanarak, emekçileri ideolojik yönden adeta sersemletmiş durumda.

Uzun ömrüne olağanüstü bir yaşam sığdıran Fidel Castro olağan bir ölümle aramızdan ayrıldı. Yaşamı kadar ölümü de büyük yankılar yarattı. Dünya ölçüsünde günlerce dostları kadar düşmanları da onu konuştular. Yaptıklarıyla dünya tarihine malolmuş büyük insanlara özgü bir durumdur bu. Emperyalizmin hizmetindeki basın yayın organları bile yeri geldiğinde günümüz dünyasında emperyalizmin bu en tanınmış düşmanından “Küba’nın efsanevi lideri” diye söz etmekten...

Suriye krizine emperyalist müdahalenin gerisinde, ülkeyi mezhepsel ve etnik bakımdan en az üçe bölmek hedefi yatmaktadır. Bu, Siyonist İsrail’in daha 80’li yılların başında bölge ülkelerinden Suriye payına belirlediği bir stratejik hedeftir. 2011 Baharında patlak veren Suriye krizi, bunu nihayet uygulamaya sokmak için bulunmaz bir fırsat oldu emperyalistler ve Siyonistler için. Ama başlangıçta onlar uygulamada doğrudan yer almadılar. Kendilerini geri planda tutarak...

Dinci faşist nitelikteki darbe girişimi, sınıfsal-siyasal güç ilişkileri zeminindeki gerçek bir ihtiyacın değil, fakat başta zor aygıtları olmak üzere devletin tüm temel kurumlarında ve son derece etkin konumlarda yuvalanmış örgütlü bir çetenin kendi öznel ihtiyaçlarının bir ürünü oldu. Nitekim zamanlamasını belirleyen de tümüyle buydu. Ordu ve yargıdaki güncel bir toplu tasfiyenin hedefiydiler; ordu üzerinden en etkili kozlarını kullanarak ön almaya kalktılar. Büyük bir kumar oynadılar ve kaybettiler.

» Für Deutsch klicken...

1 Kasım seçimleri kendisi de dahil hiç kimsenin beklemediği bir biçimde AKP’nin açık üstünlüğü ile sonuçlandı. Tayyip Erdoğan 7 Haziran seçimleri sürecinde başkanlık sistemi adı altında saltanat özentili bir tek adam diktatörlüğüne yolu açmak için varını yoğunu ortaya koymuş ve sonuçta hüsrana uğrayarak giriştiği kumarı kaybetmişti. 7 Haziran ertesinden başlayarak ise bu kez kaybettiği tek başına hükümet olanağını yeniden elde etmek üzere toplumsal faturası hayli ağır...

Haziran Direnişi’nde belirgin bir sol hareket damgası var. Sol hemen tüm kesimleriyle direniş içerisinde etkin bir şekilde yer aldı. Buna sosyal demokrat ve ulusalcı kanatlarıyla düzen solu da dahil. CHP yönetimi hareketi geriye çekmeye çalışsa bile, tabanından harekete etkin bir katılım olduğunu biliyoruz. Aynı şekilde reformist ve devrimci demokratik kanatlarıyla geleneksel solun da hareket içinde belli bir yeri ve rolü var.

» Haziran Direnişi-1 - H. Fırat

Bugünün Türkiye’sinde dinci gerici akımların koalisyonuna dayalı bir iktidar gerçeği ile yüzyüzeyiz. Hükümet olmakla işe başladılar ve gelinen yerde devleti de önemli ölçüde ele geçirmiş durumdalar. Orduyu hizaya getirdiler, devletin öteki kurumlarını büyük ölçüde ele geçirdiler ve her yeni gün yeni bir alanı ele geçirmek üzere de hamle üzerine hamle yapıyorlar. Şike yasasından tutunuz da bu Rayting ölçme örgütlerine yapılan operasyona kadar, bunların... 

» 12 Haziran seçimleri ve dinsel gericilik - H. Fırat

Bunalımları, savaşları ve devrimleri bir arada besleyen, sistemin yapısal çelişkileridir, bunların keskinleşmesi ve yoğunlaşmasıdır. Ekonomik bunalımlar beraberinde sosyal bunalımları getirir. Bu ise sosyal kutuplaşmanın büyümesi, sınıf çelişkilerinin keskinleşmesi, burjuvazinin emekçileri sosyal barışla kontrol etme imkanlarının gitgide daralması ve dolayısıyla kapsamlı sınıf mücadelelerinin önünün açılması demektir. 

» Tarihsel çağ ve yeni tarihsel dönem - H.Fırat

Reformist solun gündeminde bir kez daha Çatı Partisi projesi var. Tasfiyeci ortak paydada birleşen çok sayıda sol grubun Kürt hareketi eksenli bu projede bir araya gelmesi başlı başına önemli bir olaydır. Ama TKİP olarak biz, bu girişimi kendi konumumuz ve iddiamız üzerinden ayrıca önemsiyoruz. Çatı Partisi girişimini salt kendi sınırları içerisinde değil, fakat devrim iddiası taşıyan devrimci bir parti olarak, bizi ilgilendiren etki ve sonuçları üzerinden de ele alıyoruz.

H. Fırat

Toplumların gelişiminde hareket, sınıflar mücadelesi üzerinden kendini gösterir, asli ifadesini burada bulur. Sınıflar mücadelesinin keskinleştiği aşamalarda ise bu tarihi hareket isyanlar ve ayaklanmalar halini alır, giderek de devrimler düzeyine çıkar...

» Ortadoğu’da halk hareketleri-2 (Tunus-Mısır dersleri) - H.Fırat
» Ortadoğu’da halk hareketleri-3 (Tunus-Mısır dersleri) - H.Fırat

“Büyük Ortadoğu”da büyük bir toplumsal sarsıntı yaşanıyor. Halklar çürümüş rejimlere ve onları simgeleyen diktörlere karşı ayağa kalkıyorlar. Sömürüye, yoksulluğa, işsizliğe, aşağılanmaya, köleliğe, hiçe sayılmışlığa, emperyalizme uşaklığa isyan ediyorlar. Tunus’ta ve Mısır’da diktatörler devrildi, tüm ötekilerse benzer bir akibetin korkusunu yaşıyorlar. Başta Yemen olmak üzere bir dizi ülkede sürmekte olan kaynaşmalar bu korkuları besliyor ve büyütüyor.

Ekim Devrimi ve devrimin partisi

Ekim Devrimi, tüm insanlığı sarsan, yeni bir çağ açan, ezilenlerin ve sömürülenlerin kurtuluş umutlarını görülmemiş ölçüde büyütmekle kalmayan, bunu bizzat açtığı çığır içinde somutlayan, bir gerçeklik haline getiren muazzam önemde ve kapsamda bir tarihsel olaydır.