Logo

Sendikal çalışmamızın sorunları-1


 

Sendikal çalışmamızın sorunları-1

Erkan Eskiçırak

 

Sendikalarda çalışmanın ve
sendikal bürokrasiye karşı mücadelenin sorunları

Sendikalar işçi sınıfının en kitlesel örgütlülükleridir. Sınıfın üç temel mücadele alanından biri olan iktisadi mücadelenin temel araçlarıdır. Sınıf mücadelesinin gelişim düzeyine bağlı olarak iktisadi mücadelenin sınırlarından çok daha ötesinde bir işlev yerine getirirler. Sınıfı devrimcileştirme iddiası, sendikaları devrimci bir mücadele çizgisine çekme görevini barındırır. Bu iddiayı taşıyan her parti bu göreve uygun bir pratik duruş sergilemek zorundadır.

Bugün Türkiye’de sınıf mücadelesinde sendikaların tuttuğu özel rol bilinmektedir. Uzun zamandır sosyal yıkım reçeteleri altında ezilen işçi ve emekçilerin bu saldırılara karşı ciddi bir karşı koyuş örgütleyememesi sendikaların bugünkü durumdan kaynaklıdır. İşçi sınıfının en temel hak alma araçlarından biri olan sendikalar, sermayenin işçi sınıfı içindeki ajanları olan sendika bürokratlarının tam denetimindedir. Bugünkü durumlarıyla bu örgütlenmeler, mücadelenin önünü açmak şöyle dursun, işçi hareketinin gelişimini paralize eden bir araca çevrilmektedir.

Bu nedenle, Türkiye işçi sınıfının komünist partisinin temel görevlerinden biri, işçi sınıfını devrimcileştirmenin bir ayağı olarak sendikaları devrimci mücadelenin etkin bir aracı haline getirebilmektir. Bununla bağlantılı olarak sendikalardan hain bürokrat takımının sökülüp atılması için mücadele etmektir.

Nitekim kuruluş kongremiz sınıf çalışmasının temel sorunlarını tartışırken, sendikalar ve sendikal mücadele konusuna özel bir önem vermiştir. Hain bürokrat takımının tasfiyesini ve sendikalarda devrimci mücadele çizgisinin hakim kılınmasını temel bir görev olarak tanımlamıştır. Genel planda saflarımızda sendikaların sınıf mücadelesindeki önemi noktasında bir bilinç açıklığı mevcuttur.

Fakat buna rağmen sendikal alan çalışması ve görevlerin yerine getirilmesinde aldığımız yol oldukça yetersizdir. Kuşkusuz bunda kuruluş kongremizin arkasından gelen düşman saldırılarının yarattığı tahribatın önemli bir etkisi vardır. Ama en azından bir dönemdir sahip olduğumuz faaliyet kapasitesi ve gelişim düzeyimiz gözetildiğinde, sorunun bunu aşan yönleri olduğu görülmektedir. Sınıf hareketinin içinde bulunduğu geri durum ve kendi şartlarımız gözetildiğinde, bu alanda kısa zamanda bir dizi kazanım beklemek kuşkusuz gerçekçi değildir. Fakat bu, bizim alana yönelik müdahalelerimizin zayıflığını açıklamaya yeterli değildir. Çalışma birimlerimizin sendikal çalışma ve sendikal bürokrasiye karşı mücadele noktasında kendi güç ve olanaklarının çok gerisinde bir müdahalesi mevcuttur. Bakış planında sahip olduğumuz açıklığa rağmen bu konuda bir atalet içinde olduğumuz söylenebilir.

Bu ataleti yaratan bir dizi nesnel ve öznel etken mevcuttur. Bunlardan en önemlisi kendiliğindenci çalışma tarzıdır. Birçok açıdan geride bıraktığımız bu tarz, sendikal çalışma söz konusu olduğunda kendini gösterebilmektedir. Kendiliğindenci tutuma zemin yaratan etkenlerden biri sınıf hareketinin ve sendikaların içinde bulunduğu durumdur. Sınıf hareketi geri ve parçalı bir durumdadır. Mücadele düzeyi sendikal çerçeveyi aşmamaktadır. Yukarıda da belirtildiği gibi, sendikalar bürokrasi tarafından felç edilmişlerdir. Öncüsü uzun dönemdir kırılmış sendikalı işçi tabanı ise, ‘91’den bu yana bu tabloyu değiştirecek, ihaneti boşa çıkaracak ciddi bir hareket yaratamamaktadır. Şu veya bu alanda ortaya çıkan tepkiler ya umutsuzluk ortamında eriyip gitmekte ya da bürokrasiyi doğrudan hedeflemeyi amaçlamayan sendikal muhalefet çizgisinin sınırlarına hapsolmaktadır. Bu tablo, devrimci bir sendikal çizgi ile ilk elden buluşabilecek, onun dayanağı olabilecek dinamiklerin zayıflığını anlatmaktadır.

Bizim bu alandaki mevzilerimizin sınırlılığı da tabloya eklenince, beklemeci veya ertelemeci bir mantık çalışmamızı etki altına alabilmektedir. Hatta yer yer bu durum müdahalesizlikten öte, bu alandaki gelişmelerin izlenmesinde de zayıflığa yol açabilmektedir.

Bu söylenenler bir yanılgıya yol açmamalıdır. İş kısa süreç içinde sendikaların devrimcileştirilmesi, sendikal bürokrasinin bugünden yarına bizim çabalarımıza dayanılarak defedilmesi olmadığı yerde, sorun nesnel değil tamamen bir öznel zayıflığın ifadesidir. Tabanın tepkisini ilk elden örgütleyebilecek, buradan yola çıkarak bir dizi sendikal mevzinin devrimcileşmesi sağlayacak yol, yöntem ve araçların somutlanamaması, sendikal çalışmanın toplam çalışmamızdan beslenen ve onu besleyen bir bütünlük içinde ele alınmaması vb. nedenlerin etkisiyle çalışmanın içerde bulunup bulunulmamaya endekslenmesi, aşılması gereken eğilimlerdir. Bu yol ve yöntemlerin ortaya çıkarılmasının araçlarından biri, geçmiş ve yakın dönem pratik deneyimlerimizden yola çıkarak bir tartışma platformu yaratabilmektir. Geçmiş deneyimlerin bu gözle incelenebilmesi, bunların yakın dönem çalışmalarıyla birleştirilmesi amacıyla yürütülebilecek bir tartışma, eksikliklerimizi aşma yollarını ortaya çıkaracaktır.

Bu yazının amacı böyle bir tartışmaya giriş yapmaktır. Yazıda özellikle yakın dönem sorun ve yönelimlerimizin deneyimleri somut olarak işlenmeye çalışılacaktır.

Pratik çalışmamıza yön verebilecek imkan ve araçlar üzerinden bir tartışmaya geçmeden önce bir noktayı daha hatırlatmakta fayda var. Genel sınıf çalışmamızın ve sendikal çalışmamızın temel ayaklarından biri örgütsüz işletmelerde yürüttüğümüz sendikal örgütlenme faaliyetidir. Bu hem genel sınıf çalışmamız, hem de sendikal çalışmamız için çok önemli bir araçtır. Sınıf hareketinin genel durumundan ve sendikal ihanetlerin genel işçi kitlesinde yaratığı güvensizlikten kaynaklı bu yönlü bir faaliyet her geçen gün zorlaşmaktadır. Başlı başına ayrı bir yazı konusu olabilecek olan bu konuya mümkün mertebe girmeyeceğiz. Bu yazıda konuyu biraz sendikalı işletmelere müdahale, sendikalara müdahale ve sendikal bürokrasiye karşı mücadele ekseninde tutacağız.

Öncelikle çalıştığımız alanın bilgisine
sahip olmalıyız

Bir alanda çalışma yapabilmenin temel koşulu, söz konusu alanla ilgili her türlü bilgiye ve gelişmeyi sahip olmaktır. Her çalışma alanımız hedef olarak tespit ettiği sektörün ve sendikanın gelişmelerine hakim olmak zorundadır.

Maalesef bu noktada başarılı olduğumuz söylenemez. Böyle olduğu yerde kuşkusuz nasıl bir müdahale tartışması da anlamını yitirir. Yöneldiği alandaki sendikaya düzenli uğrayan, belli fabrikalarla bağ kurmayı önüne hedef koyan ve bu noktada çaba gösteren her çalışma alanı, hedef sektörlerde ve sendikalarda hangi gelişmelerin olduğunu asgari düzeyde bilebilir. Kuşkusuz içeriden şu veya bu düzeyde bağların bulunması bunu çok daha kolaylaştıracaktır. Fakat bunun olmadığı koşullarda, bu bilginin edinilebilmesinin bir zorluğu yoktur. Eğer bir çalışma söz konusu sektörü, sendikayı gerçekten hedefliyorsa, bunun yöntemini bir şekilde muhakkak bulacaktır. Kaldı ki bunun için yeni yöntemler bulmaya da gerek yoktur. Örneğin temsilcilerle düzenli ilişki kurmak bunun en işlevsel yoludur. Yakın dönem tecrübelerimiz böylesi bir diyaloğun sağlanmasının hiç de zor olmadığını göstermektedir. Röportaj, anket yapmak, gazete götürmek, etkinliklere çağırmak... Bunlar vb. araçlar kullanılarak birçok temsilciyle değişik çalışma alanlarımız üzerinden bağ kurulmuştur. Bu bağın düzenli olmasını sağlamak için çıkardığımız yerel yayınlar ciddi imkanlar sunmaktadır. Bugün değişik fabrikalarda iş saatlerinde dahi temsilcilerle görüşülebilmektedir. Kuşkusuz temsilcilerle ilişki kurma gerekliliği haber almanın çok daha ötesindedir. Biz burada sadece bu boyutuna işaret etmiş olduk. Yeri gelmişken vurgulayalım; işyeri temsilciliklerini ve işyeri temsilcilerini sendikal çalışmamızın önemli dayanakları haline getirmeyi başarabilmek durumundayız.

Bunun ötesinde her çalışma birimi sendikalara düzenli bir tarzda gitmeli, bu görevi muhakkak tanımlı bir hale sokmalıdır. Bir başka konu, sendikal yayınların ve yayın organlarında çıkan sektöre, sendikaya ilişkin haberlerin izlenmesidir. Bu alandaki sınırlılığımız, bizim hedefsiz ve atıl davranmamızdan kaynaklanmaktadır. Burada saydıklarımıza birçok denenmiş yöntem ya da yeni yöntem eklenebilir, ama hepsinin başına hedefli bir yönelimi koymak gereklidir. Bizim sendikal alana yönelik genel politikamızın hayat bulabilmesinin temel koşulu çalışma alanlarımızın bunu özgünleştirebilmesinden geçmektedir. Bunun için ise önce alanın toplam bilgisine hakim olma çabası şarttır.

Bir sektöre yönelik bir çalışma deneyimini aktarmak bu açıdan yararlı olacaktır:

“Sektöre ilişkin planlama üzerinden bir dizi fabrikayı hedef belirledik. Bu sektörde ama örgütsüz bir işletmede çalışan bir yoldaşımızı bir başka yoldaşımızla birlikte sendikayla düzenli bağ kurmak üzerinden görevlendirdik. Protkol dağıtımı üzerinden bir başka yoldaşımızı da açık siyasal kimliğimizle sendikaya yönlendirdik. Sendikacılar genel olarak bize en küçük bir bilgiyi dahi vermekten itinayla    kaçıyorlardı.

“Temsilcilere gidip gelmek özellikle bazı fabrikalar için oldukça kolaylaştı. Görüşmelerdeki sürekliliğimiz ilişki noktasında bir güven de yaratıyor. Birçok fabrikaya gerek temsilciler kanalıyla gerek işçi ilişkilerimiz kanalıyla ulaşmanın avantajları üzerinden, alanın somutuna ve sendikaya yönelik daha belirgin bir politika oluşturabildik. Sorunlara hakim olmaya başlamamızla birlikte, gerek temsilcilerle gerekse sendikacılarla alana ilişkin iletişim kurmayı başarabildik. Gösterdiğimiz ilgi ve ilişki tarzı, temsilcilerden kendi fabrikalarına ilişkin özel bilgileri almayı kolaylaştırıyor. Bir fabrikada yaşanan taşeronlaştırma saldırısı üzerinden özel bir sayıyla seslendik. Sendikaların genel merkezlerinin tutumlarını işledik. Savaş konusunu da işlemekle birlikte daha çok sektörün ve fabrikanın sorunlarını temel aldık. Sendika şubesinin aldığı tutumlara vurduk. Bunun etkisi oldukça iyi oldu.

“Ayrıca sendikanın çıkardığı her yayını mümkün mertebe takip etmeye çalışıyoruz. Sektörle ilgili her türlü haberi arşivliyoruz. Bunlar işçilerle ve sendikacılarla ilişke kurarken işimize çok yarıyor. Sorunlara hakimiyetimiz hem bir etkilenme alanı yaratıyor, hem de ciddiyetimizi gösteriyor.”

Kuşusuz ki sektörün, fabrikaların ve sendikaların bilgisine sahip olmak, ancak bu bilgileri bir politika oluşturmanın malzemesi yaptığımız ölçüde anlamlıdır. Genel üzerinden söylediğiklerimizi muhataplarımızın özgün durumlarıyla ne kadar birleştirebilirsek o kadar etkili olacaktır.

Sendika bürokrasisinin etkin teşhiri
ve tepkinin örgütlenmesinin önemi

Bugün sendika bürokrasisinin oynadığı uğursuz rol, aynı zamanda bizim sendikalarda taban iradesini ortaya çıkarmamızın nesnel zeminini yaratmaktadır. Genel olarak işçi kitleleri her geçen gün bu açıktan ihaneti görmekle birlikte, örgütlülükten yoksundurlar. Sendikal bürokrasinin ihanetini her vesiyleyle teşhir etmek temel görevimizdir. Halihazırda yayın ve propanganda faaliyetimiz çerçevesinde bu yapılmaktadır. Burada temel sorun, bunun çalışma alanlarımızda somut durumlar vesilesiyle ne kadar değerlendirilebildiğidir. Genel teşhir faaliyetimizi yerelliklere doğru indirebilmeli, buralardaki somut gelişmelerle özgünleştirebilmeliyiz. Çünkü öfkenin ve tepkinin örgütlenebileceği alanlar buralarıdır. Somut bir teşhirle gitmek çok daha açıklayıcı olacaktır.

Türkiye’de şu anda yoğun olarak işten çıkarmalar yaşanıyor. Sendika konfederasyonları bu saldırılara karşı kayıtsız davranıyorlar. Bu tutum işçi tabanı tarafından bütün bir açıklığıyla görülebiliyor. Ancak sendika şubelerinin aldığı tutum da genel merkezlerden hiç farklı değildir. Düşünün ki işyerinde bini aşkın işçi sokağa atılmıştır, ama direnişçi sayısı bir elin parmaklarını geçmemektedir. Sorun o kadar yaygındır ki, her fabrika işçisi böyle bir tehdit altındadır. Burada işçiyi kendi alanında harekete geçirebilmek çok daha kolaydır. Sorunların ağırlığı altında kendi sendika şubesine müdahale gücünü bulacaktır.

Esnek bir araç üzerinden yürütülen çalışmanın deneyimlerinden aktarıyoruz:

“Sektörde, diğer tüm yerlerde olduğu gibi işten çıkarmalar, ücretsiz izinler, maaş ve sosyal hak gaspları yaygın olarak yaşanıyordu. Sendikanın değişik fabrikalarda aldığı tutumu bir dönemdir takip ediyorduk. Bir fabrika toptan süresiz ücretsiz izine çıkarıldı, sendika doğrudan uzlaşmacı bir tutum aldı. Fabrikaya ve sektörün kendisine müdahale gücümüz zayıftı. Bir dönemdir ulaşmaya başladığımız temsilcilere ve sektördeki işçi ilişkilerimize, saldırının söz konusu fabrikanın sınırlarının ötesinde tüm örgütlü alanlarda toplam bir karşı duruşla püskürtülmesi gerektiğini anlatmaya başladık. İşçinin genel bilinci ve bizim ilişki ağımız düşünüldüğünde, bunun bir karşılık bulmayacağı çok açıktı. İşçiler de, biz de, sendika da saldırıların devam edeceğini biliyordu.

“Bir fabrikada işten çıkarma, bir fabrikada taşeronlaştırma dayatması, Mart zamları gaspı... Sendika saldırıların hiçbirine cepheden bir tutum alamadı. Bir fabrikada yaşanan gelişmeler üzerinden bir teşhir faaliyetini gündemimize aldık. Bu bölgede sektör patronlarının yaptığı dayatmalar şunlardır, bu fabrikada bu oldu, şu fabrikada şu oldu, sendika şu tutumları aldı, vb... Teşhir bu somutlukta yapıldı. Bu fabrikada saldırı cepheden yanıtlanmazsa eğer, diğer fabrikalara etkisi şunlar olur dedik. Hem söz konusu fabrikayı hem de bölge sektör işçisini göreve çağırdık. Etkisi beklediğimizden daha büyük oldu. Yalnızca işçiler değil sendikacılar da daha ilk dağıtımdan sonra bize ulaşmak ve görüşmek için yoğun çaba harcadılar. İşçiler olayın somutluğunda bir şey söylüyordu, sendika bir şey söylüyordu. Ve biz de bir şey söylüyorduk. Bu durumda hızla dikkate alınan bir taraf haline gelmenin imkanları doğmuştu. Şimdi işten atılmalara karşı işyeri komiteleri oluşturulmalı; olası saldırıları kabul etmemek gerektiği fabrika daki işçiye anlatmalı; bu noktada karar alıp sendikaya bildirmeli, sektörün öncü işçileri bir platformda yan yana gelmeli söylemleri, işçinin gözünde çok daha somuttu. Sendikacılar çok rahatsız oldular, süreci bir de kendilerinden dinlememiz için bizi davet ettiler. Bu gelişmeler üzerinden bir dizi temsilciyle bir toplantı düzenlemeyi başardık. Sendikal muhalefet çizgisindeki bir dizi ileri işçi ve temsilciyle ilişkimiz gelişti.”

Bu, belli sınırlılıkları olsa da olumlu bir örnektir. Bize süreçlerde taraf olmanın, şu veya bu ölçüde yer tutmanın çok zor olmadığını göstermektedir. Siz yerellikte yaşanan somut durum üzerinden alana müdahale ettiğinizde, yalnızca süreçte taraf olmakla kalmaz, giderek etkin ve yönlendirici bir gücü haline gelirsiniz.

İşten çıkarmalara karşı işyeri komiteleri kurulsun, bu komiteler tek bir işçi atılıldığında direnişe geçeceklerini ortaya koysunlar istemi kadar, herkese iş tüm çalışanlara iş güvencesi talebinin de daha somut olarak işçilerin gündemine sokulabileceği açıktır. İşten çıkarmalar son bulsun talebiyle sektör fabrikalarını alana çağırma imkanı artmıştır. Ve buradan ortaya çıkarılacak ve yönlendirilecek taban dinamiğiye, daha şimdiden rahatı bozulan uzlaşmacı çizginin sendikadan tasfiyesini sağlamanın ilk zemini doğmuştur. Yukarıdaki örnek de göstermektedir ki, alana yoğunlaşma, yaşanılan özgün sorunları genel politikamızla işleyebilme başarısı, bize bir dizi imkanı hemen sağlayabilmektedir. Benzer müdahalelerin sistematik tarzda sürdürülmesi durumunda, alanda bir güç olmanın önünde bir engel yoktur.

(Ekim, Sayı: 228, Nisan 2002)


Üste