Logo
< Bahar dönemi ve emekçi kadın çalışmamız üzerine

Greif’in direnişçi kadınları ve Emekçi Kadın Komisyonu deneyimi


Greif işgali boyunca ve sonrasında yaşanan süreçte kadınlar hep en ön saflarda yerlerini aldılar. Kuşkusuz kadınların direnişte öne çıkması ilk değildi. Gerektiğinde tek başlarına bile sonuna kadar direnen, direnişin hep en kararlı kesimini oluşturan kadınlar bu kez de Greif Direnişi’nde yerlerini almışlardı.

İşgalin başlamasının ardından sınıf devrimcilerinin müdahalesi ile kurulan Greif Emekçi Kadın Komisyonu (EKK) kadın işçilerin gücünü açığa çıkardı ve etkisini pekiştirdi. Sendikalar bünyesinde kurulan kadın komisyonları çalışmalarına bakıldığında, kadının cins olarak ezilmişliğini erkek karşıtı feminist bir bakış açısıyla ele aldıkları, taleplerini de kreş, emzirme odası, eşit işe eşit ücret gibi taleplerle sınırladıkları görülür. Greif EKK ise, örgütlenmesini ve çalışmasını, diğer örneklerden farklı olarak, kadın sorununun özünde “emekçi kadın sorunu” olduğun bilinciyle ele aldı. Kadın-erkek el ele verilen mücadelede kadın işçileri güçlendiren ve direnişte etkinleştiren bir bakış açısıyla hareket etti. Greif Direnişi’ni diğer direnişlerden ayıran üstün yönlerden birisi de bu alanda yaşanan oldu.

 

Greif EKK nasıl bir işleyişe sahipti?

Greif’ın direnişçi kadınları Emekçi Kadın Komisyonu’nun oluşturulmasının ardından düzenli toplantılar yapmaya başladılar. Daha ilk toplantıda, toplantıların istedikleri takdirde erkek işçilere de açık olması gerektiği vurgulandı. Sembolik düzeyde de olsa fabrika baştemsilcisi ile birlikte erkek işçiler de toplantılara katıldılar. Böylece Emekçi Kadın Komisyonu kadın ve erkek işçiler arasındaki önyargıların geride bırakılmasına yardımcı olurken, fabrika zeminli kadın çalışmasında örgütlenme modelinin nasıl olması gerektiği konusunda da doğru bir yaklaşım geliştirdi. 

EKK toplantıları işgal fabrikasında, işgalin onüçüncü gününde başladı. Komisyon öncelikle kadın işçilerin direnişle olan bağını güçlendirdi ve örgütlü bir güç haline gelmesini sağladı. EKK toplantılarının aksatılmadan yapılması, EKK ve direniş ile ilgili fabrika komitesine sunulan her türlü kararın bu toplantılarda alınması, EKK’nın gücünü arttırdı. Komisyonu tüm işçiler tarafından ciddiye alınan bir yere getirdi. Kadın işçiler kendi talepleri ile fabrika komitesine de girdiler ve aktif olarak toplantılara katıldılar. Gerçekleşen her eylem, etkinlik, çalışmada en önde yer aldılar. Böylece kadın işçiler sayıca erkek işçilerden çok az olmalarına rağmen gitgide öne çıkmaya başladılar, direnişin en kararlı ve örgütlü hareket eden kesimi haline geldiler.

 

En anlamlı 8 Martlar’dan biri işgal fabrikasında yaşandı

Komisyon kurulur kurulmaz ilk etkinlik hedefi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün sınıfsal özüne uygun bir şekilde kutlanması olarak belirlendi. Direnişçi kadınlar bir yandan eğitim çalışmaları ile 8 Mart’ın tarihini öğrenirken, bir yandan da etkinlik hazırlıklarına başladılar. Etkinlik kararının alınmasının ardından hemen her gün bir araya gelen kadın işçiler, etkinliğin programından asılacak pankartlara kadar her şeyi birlikte belirlediler. Etkinliğin çağrısını en geniş kesimlere ulaştırabilmek için planlamalar yapıldı. Etkinlikte yapılan sunum ve konuşmaların hepsi Greif EKK tarafından belirlendi. Kadın ve erkek işçiler gece gündüz etkinlik için prova yaparak müzik ve şiir dinletileri hazırladılar.

9 Mart günü işgal fabrikasında gerçekleştirilen etkinlik ile, direnişin işçi sınıfına armağan ettiği kazanımlardan birisi daha yaşandı. Yıllardır komünistlerin ısrarla 8 Martlar’ı tarihsel özüne uygun şekilde kutlama çabaları Greif’te karşılığını buldu. Sınıfın birleştirici gücünün etkisiyle işgal fabrikasında coşkulu ve kitlesel bir 8 Mart etkinliği gerçekleştirildi. 

 

“Kadınlar bu direnişe çok inandılar!”

Direnişçi kadınların kendi ifadeleriyle, komisyon çalışması onlar için “eğitim aldıkları bir okul” oldu. Eğitim çalışmaları kapsamında kadın sorununun doğru bir temelde kavranması öncelikli hedef olarak belirlendi. Hem işçi hem de kadın oldukları için iki kez ezilen kadın işçilerin, bu sorunların kaynağında sınıflı toplum düzeni olduğunu, çözüm yolunun da kadın ve erkek işçilerin el ele verecekleri mücadele ile gerçekleşeceğini kavramaları, direnişteki yerlerini ve güçlerini görmelerine yardımcı oldu.

Eğitim çalışmaları kapsamında, kadın sorununa ideolojik açıdan doğru yaklaşım ile birlikte, güncel olarak kadın işçileri ilgilendiren konular da ele alındı. Direnişi bir “okul” olarak gören kadınlar için geçmiş direniş deneyimleri de önemli birer “ders” oldu.

Greif’in işçi kadınları komisyon toplantılarını sadece eğitim çalışması gerçekleştirdikleri ve sohbet ettikleri bir zemin olarak görmediler. Her türlü etkinlik, eylem ve çalışmaya katılım öncelikli konuları oldu. Gitgide özgüven kazanan kadın işçiler önlerine sürekli etkinlikler koydular. 8 Mart etkinliğinin ardından “Kadın istihdam paketi” ve “Direnişlerde kadın olmak” gündemli etkinlikler gerçekleştirdiler. Direnişin her türlü etkinliğine ve planlamalarına etkin olarak katıldılar.

Kadın işçilerin EKK örgütlülüğü sayesinde dinamik ve planlı hareket eden bir zeminde bulunmaları, onları direnişin en canlı kesimi haline getirdi. Komisyon toplantıları kadın sorunu ile ilgili çalışmalarla sınırlı kalmadı, kadın işçiler gitgide daha fazla direnişe kafa yoran, öneriler getiren ve hayata geçiren bir güç haline geldiler. Greif direnişçisi bir kadın işçinin de dediği gibi, “Kadınlar bu direnişe çok inandılar”!

 

Baskılar ve ihanetler kadın işçileri yıldıramadı!

Sendikal ihanetin ayyuka çıktığı, polis baskısının devreye sokulduğu, bunların sonucunda direnişte kırılmaların başladığı dönemde, kadın işçiler kararlılıkları ve duruşlarıyla tüm işçilere izlenmesi gereken yolu gösterdiler.

Tam da “eylem yapmayalım, bekleyelim” gibi gerici söylemlerin işçiler arasında etkili olmaya ve fabrika komitesinin elini kolunu bağlamaya başladığı bir süreçte kadın işçiler, “Biz sesimiz Berkin gibi öldükten sonra duyulsun istemiyoruz” dediler. Komisyon toplantılarında, başörtülü direnişçi bir işçinin önerisi ile, seslerini duyurmak için “sansasyonel eylem” gerçekleştirme planları yaptılar. Polis terörü ile karşı karşıya kalacaklarını, gözaltına alınacaklarını bildikleri halde, “şimdi beklemenin zamanı değil” dediler.

Greif EKK’nın kararlı duruşu ve ısrarı sonucunda “Boğaz Köprüsü eylemi” gerçekleştirildi. Yaşanan ihanetler ve baskılar nedeniyle moral kırılmanın başladığı bir dönemde, “Boğaz Köprüsü eylemi” direniş için büyük bir moral kaynağı oldu ve direnişe olan güveni tazeledi. Burjuva medyada köprü eylemi yer aldı, yüzler tekrar direnişe döndü.

Kadın işçiler fabrikaya polis baskınının olduğu gün de oradaydılar, sonrasında da... Devletin, polisin, sendikanın baskısı ve hiçbir ihanet onları vazgeçiremedi. Greif fabrika baştemsilcisi Orhan Purhan verdiği bir röportajda kadın işçileri şöyle değerlendiriyordu: “Direniş boyunca bizi yarı yolda bırakanlar, ihanet edenler oldu. Ancak kadın işçilerden ihanet eden olmadı. Çeşitli sorunlardan dolayı (ailevi) geri durdular. Halen yürekleri ile bizim yanımızdalar.”

Bu direnişe çok inanan Greif direnişçisi işçi kadınlar, başta emekçi kadınlar olmak üzere tüm işçi ve emekçilere inancın, kararlılığın ve mücadelenin nasıl olması gerektiğini göstermişlerdir. Greif EKK deneyimi, kadın işçilerin örgütlendiklerinde, nasıl etkin bir güç haline gelebildiklerini gözler önüne sermiştir.


Üste