Logo
< Kadın sorunu üzerine konferanslardan.../1: Günümüzün burjuva toplumunda genel boyutlarıyla kadın sorunu

Teorik cephe ve partide ideolojik eğitim


Partiye Mektup’tan parça...

Teorik cephe ve partide ideolojik eğitim

(...)

2- Partinin teorik cephedeki kazanımlarını ve üstünlüklerini özetleyen 7. yıl değerlendirmesi, bunu Kuruluş Kongresi sonrası dönemde bu alanda kendini gösteren belirgin yetersizliklerimize ilişkin şu tespitle birleştirmektedir:

“Son yıllarda partinin ideolojik çalışmasında ve mücadelesinde yaşanan belirgin zayıflama açık bir olgudur. Kuruluş kongresini izleyen dönemde darbeler ve kayıplarla partinin önderlik yapısında yaşanan zayıflamanın sonuçlarını belirgin biçimde gösterdiği alanlardan biri, belki de birincisi budur. Örgütsel inşayı ilerletmek ve politik çalışmayı güçlendirmek kaygısı, ki bu tümüyle yerinde bir kaygıdır, öte yandan ideolojik çalışma ve mücadeleyi zayıflatma sonucuna yolaçabilmiştir...”

Devamında söylenenlere ek olarak bu konuda burada söyleyeceklerimizi şöyle sıralayabiliriz.

- Partinin ideolojik çalışmasında ve mücadelesindeki zayıflamada, partinin kendi durumundan kaynaklanan özgül yetersizlikler ve kusurların yanısıra, sol hareketin mevcut tablosunun da belli sınırlar içinde bir rolü vardır. Geleneksel solda gerçek teorik sorunlara ve çalışmaya ilgisizliği, ideolojik tartışma ve mücadeleyi düşmanlığa varabilen bir gerici tepkiyle karşılama tutumu tamamlamaktadır (Komünistler olarak biz bunun ilk örneğini TDKP şahsında görmüştük; yakın dönemde bir başka örneğini MLKP şahsında gördük; ve nihayet şu sıralar son bir örneğini PKK şahsında görüyoruz...). Bu küçük-burjuva gericiliğinin ilkeli ve tavizsiz bir ideolojik mücadeleyi engellememesi gerektiği açık olmakla birlikte, sonuçta bunun bizi bir ölçüde sınırladığı da bir gerçektir. Bu sınırlama sözkonusu gericiliğe prim vermekten çok, ideolojik eleştiriyle amaçlanan yararların elde edilemediği duygusunun yarattığı bir sonuç olarak anlaşılmalıdır.

- Teorik gelişmede ciddi muhataplarla girişilen tartışma ve polemiklerin önemi yadsınamaz. Oysa çifte yenilgiye izleyen yeni dönem Türkiye’sinde yazık ki artık böyle muhataplar yoktur. Düşünsel açıdan bu kısır ortamın bizi de olumsuz etkilediği bir gerçektir. Kendi dışımızda herhangi bir düşünsel katkıdan yararlanamak bir yana, kendi üzerimizde dıştan gelen herhangi bir düşünsel basınç hissetmediğimiz gibi kendi cephemizden uyguladığımız ideolojik basıncın (bunu ideolojik tartışma ve eleştiri olarak anlamak gerekir) yeterli bir ilgi ya da sonuç yarattığını da göremiyoruz. “Suskunluk fesadı” uzun yıllardır geleneksel küçük-burjuva akımların ortak tutumudur. Yeri geldiğinde önemsiz gündelik ya da dönemsel sorunlar üzerine kendi aralarında bir bardak suda fırtına koparanlar, devrimin temel sorunları üzerinden ortaya konulmuş ve sonuçta program formu kazanmış görüşlere hiç değilse dış görünüşüyle ilgisiz durabilmektedirler. Üstelik içlerinden birçoğu için bu sorunlar konusunda teorik ve programatik açıklığa kavuşmak hala da önlerinde en temel sorun olarak durduğu halde.

Tüm bunların bizi de çeşitli yönleriyle sınırladığı ve zayıflattığı bir gerçektir. Bolşevizmin düşünsel bakımdan içinde geliştiği zengin ve canlı ulusal ve uluslararası ideolojik ortam ile (bu konuda Lenin’in “‘Sol’ Komünizm”in başlangıç bölümlerinde söylediklerine bakılabilir) bugünü karşılaştırmak, burada söylemeye çalıştıklarımızın anlaşılmasını kolaylaştıracaktır. Bunları, kamuoyu önünde açıkça ortaya konulmuş ve vurgulanmış kendi yetersizliklerimizi hiçbir biçimde mazur göstermek için değil, fakat yalnızca, bu yetersizliklerin beslendiği ortam ve kaynakları çok yönlü olarak belirtmek üzere söylüyoruz.

- Genel düşünsel zayıflıkta dış ortamın rolü açık olmakla birlikte bizde yakın yıllarda kendini gösteren yetersizlik temelde, ilgili değerlendirmede de ifade edildiği gibi, bizim kendi durumuzla ilgilidir. Kongreyi izleyen dönemde partinin karşı karşıya kaldığı sorunlar yalnızca dikkatleri başka sorunlara kaydırmakla kalmadı, geçici olması gereken bu kaymayı zaman içinde süreklileştirdi de. İfade uygunsa bu, parti hiyerarşisi içindeki görev ve sorumluluklarda bir “işlev kayması”na yolaçtı. Yerel komitelere ya da daha alttan kadrolara ait olması gereken bir dizi görev ve sorumluluk zorunlu olarak yönetici yoldaşların omuzlarına bindi. Bunu bir de aynı darbeler nedeniyle önderlik yapısında nicel ve nitel açıdan oluşan belirgin zayıflama ile birlikte de düşündüğümüzde, ortaya çıkan sonuç daha tam olarak kestirilebilir.

Ciddi ve verimli bir teorik çalışma bunun gerektirdiği bir yoğunlaşmayı, dolayısıyla gündelik bir dizi ilgi ve sorumluluğun bir ölçüde olsun dışına çıkmayı gerektirir. Oysa bizde halihazırda bunun olanağı yazık ki bulunmuyor, bulunamıyor. Elbette doğru bir görevlendirme ve çalışma tarzıyla bunun başarılabileceği düşünülebilir, fakat tüm arzularımıza rağmen sonuçta bizim bunu halen başaramadığımız da bir gerçektir.

Bunu başarmakta belirgin biçimde zorlanıyoruz; zira görev ve sorumluluklarda sözü edilen “işlev kayması”nı gidermek yalnızca bir çalışma tarzı sorunu değil, aynı zamanda yeterli sayıda ve düzeyde kadro sorunudur da. Saflarımız günden güne kalabalıklaşmakla birlikte bu kadroların nitel gelişmesinin aynı hızla olmadığı, olamadığı, bunun için zamana ve dahası zengin pratiklere ihtiyaç olduğu bir gerçektir. Yoldaşlarımızın büyük çoğunluğu genç, dolayısıyla eğitimleri, birikimleri ve deneyimleri henüz yetersizdir. Buna nispeten eski ve herşeye rağmen belli bir birikim sahibi kadrolardan hiç değilse bir kısımının daha ileri ve çok yönlü görevler üstlenmekte kendilerinden bekleneni verememeleri de eklenince, mevcut durumu aşmak halihazırda başarılamamaktadır.

- Bu sorun üzerinde II. Parti Kongresi’nde elbette gereğince durulacaktır ve öyle sanıyoruz ki durumda amaca uygun köklü bir değişim de ancak bunun ardından gündeme gelebilecektir. Kongre bir yandan bu durumun çok yönlü bir değerlendirmesini yaparak, bu çerçevede partinin öncelikli görev ve hedeflerini saptayarak, öte yandan partinin çok yönlü önderlik sorumluluklarını karşılayabilecek yeni bir MK seçerek, böylece bu sorunun çözülmesini de kolaylaştıracaktır. O zamana kadar ideolojik cephede yapabileceğimiz en anlamlı iş, kongreye gündemi çerçevesinde iyi bir hazırlık ve bu hazırlığın bir parçası olarak da mevcut düşünsel birikimimizin kitaplaştırılması olacaktır.

- Epeydir fazlasıyla ihmal ettiğimiz kitaplaştırma işi mevcut birikimimizden yararlanmayı alabildiğine kolaylaştıracağı için sanıldığından da önemlidir. Kuruluş Kongresi’ni izleyen döneme ait yazı ve değerlendirmelerimiz kongre hazırlık materyalinin bir bölümünü oluşturduğu için, bu hızlı kitaplaştırma ayrıca önemlidir. Bizi aşan çeşitli nedenlerin yanısıra bizden kaynaklanan plansızlık ve ihmalin de bir sonucu olarak bunu yapmakta bugüne kadar fazlasıyla gecikmiş durumdayız. Kongreye kadar bir dizi konu üzerinden bu kitaplaştırma işini gerçekletirşirmek hedefindeyiz. Bu vesileyle tüm partiyi bu kitapların etkin dağıtımı ve sempatizan çeperimiz içinde incelenmesi sorunuyla dolaysız biçimde ilgilenmeye, tüm partilileri ise partinin düşünsel birikimini oluşturan tüm bu materyali yeniden ve gerekli dikkati göstererek incelemeye çağırıyoruz. Bu, kongreye hazırlık süreci çerçevesinde tüm parti üyeleri ve aday üyeleri için ayrıca yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk ve yükümlülüktür de.

 

3- 7. Yıl değerlendirmesinde mevcut düşünsel birikimimizin halen büyük ölçüde genç ve taze güçlerden oluşan partili kadrolarımıza gereğince maledilemediği belirtilerek şunlar söylenmektedir:

“... Parti belki ilk sırada saydığımız zayıflıktan da önce bu ikincisine yüklenmelidir. Zira eldeki birikimi parti kadrolarına derinlemesine maledebilmek, partiyi tüm alanlarda olduğu gibi ideolojik çalışma ve mücadeleye yönelik yeni çalışmasında da güçlendirecek ve rahatlatacaktır. Bir partinin ideolojik birikimi ve gücü onun toplamı üzerinden yansıyabilmelidir. Bu ise onun kadrolara maledilebilmesi ölçüsünde olanaklıdır. Oysa halihazırda partinin en zayıf yanlarından biri budur ve bu zayıflık, partinin toplam çalışmasını ve gelişmesini belirgin biçimde frenlemektedir. Planlı önlemlerle ve sistemli yüklenmelerle giderilemediği takdirde, halihazırda zaten olduğu gibi partinin çalışma ve mücadele kapasitesini zayıflatmakla kalmaz, güçlüklerin artması ve koşulların ağırlaşması ölçüsünde partinin birliğini de zaaf uğratabilecek potansiyel bir zayıflık etkeni haline gelir.”

Herşey burada olabilecek en açık biçimde ortaya konulmuştur. Bu nedenle biz buna önemini kuvvetli bir biçimde yeniden vurgulamak dışında ekleyecek bir şey bulamıyoruz. Parti, merkezi planda ancak eğitim malzemesi sunabilir ve ortaya bir eğitim politikası koyabilir. Eğitim malzemesi, eksiği ve fazlasıyla partinin mevcut ideolojik birikimidir. Kitaplaştırmalar aynı zamanda partinin kendi içinde bunun kullanımını kolaylaştırmaya yönelik bir çabadır. Eğitim politikasının sorunları Kuruluş Kongresi’nde ve özellikle de kadrolaşmanın sorunları gündemi çerçevesinde sık sık ve bu konudaki deneyimlerimizin irdelenmesiyle de birleştirilerek tartışılmıştır. Konu yakın geçmişte Ekim’de konuya ilişkin temel bir değerlendirmede ayrıca ele alınmıştır (Partide Teorik-İdeolojik Eğitim Sorunu, Sayı: 237, Haziran 2004. Bu vesileyle bu değerlendirmenin bu konu çerçevesinde tüm organlarda yeniden tartışılması gerektiğini de hatırlatmak istiyoruz). Bu durumda “Planlı önlemlerle ve sistemli yüklenmelerle” sorunu pratikte çözmek sorumluluğu, esas olarak yerel yönetici organlarındır. Sorun bu çerçevede ve içinde bulunduğumuz dönemde esas itibariyle kongre hazırlık süreci kapsamında, yerel yönetici organların gündemine mutlaka girmelidir.

Elbette eğitim sorunu halen saflarımızda ihmal ediliyor değil, tersine birçok komitenin gündeminde bu sorun ve buna yönelik pratik bir çaba var. Fakat sorunu enine boyuna yeniden ele almak ve kongreye hazırlık sürecini de buna iyi bir vesile yapmak gerekir. Organ bünyesindeki eğitim çalışmalarına zorunlu olarak ancak sınırlı bir zaman ayrılabilmektedir ve bu çoğu durumda böyle olmaya da devam edecektir. Bu tür bir çalışma sorunu çözmekten çok, ideolojik eğitimini önemini gözeterek ve ideolojik ilgiyi çoğaltarak çözümünü teşvik edebilir ancak. Bir partilinin partinin düşünsel birikimini edinmesi ve bunu genel marksist eğitimiyle birleştirebilmesi, pratikte büyük ölçüde kendi kişisel çabasının ürünü olacaktır. Yönlendirme, teşvik ve denetimi organından, genel planda partisinden görecek, fakat sorunu kendi inisiyatifli çabasıyla pratikte bizzat çözecektir.

Partide ve çeperinde ideolojik sorunlara ilgiyi sürekli canlı tutmak büyük önem taşımaktadır. Bunu özenle gözetmek yerel komitelerin görevidir. Organ toplantılarının eğitim boyutundan kurumlarda düzenli eğitim seminerlerine kadar bu konuda her yol ve yöntemden yararlanabilmek durumundayız. Eğitim seminerleri mutlaka sistemli ve mümkün mertebe sık periyotlu hale getirilmeli, sempatizan işçi kuşağının genel marksist eğitimi bakımından bu özellikle önemsenmelidir. Birbirini izleyen kampanyaların yarattığı yoğunluk bilinmektedir. Ayrıca özellikle fabrikada çalışan yoldaşlarımızın ve işçi sempatizanlarımızın ciddi zaman sorunu da. Fakat tüm bunlar eğitim sorununda zayıf kalmanın mazereti olmamalı, duruma ve koşullara uygun çözümler mutlaka bulunmalıdır. (Siyasal çalışma bakımından kritik önem taşımayan durumlarda haftalık zamanın büyük bölümünü yutan türden fabrika işlerine son vermek gerektiğini de bu vesileyle hatırlatmak istiyoruz).

(...)

2 Şubat 2006


(Ekim, Sayı: 250, Şubat 2008)


Üste