Logo
< Ekim Devrimi ve kadın işçilerin örgütlenmesi

Güçlü bir devrimci siyasal faaliyet için yaratıcı bir inisiyatif ve ataklık!


Güçlü bir devrimci siyasal faaliyet için yaratıcı bir inisiyatif ve ataklık!

 

TKİP III. Kongresi’nin saptadığı temel hedeflerden biri “sınıf eksenli partiye geçiş”tir. Bu iddialı hedefin saptanması, 20 yıldan beri komünistlerin berrak bir bilinç açıklığıyla yürüttükleri devrimci siyasal sınıf çalışmasında aldıkları mesafeye, oluşturdukları birikime, edindikleri deneyime, yarattıkları olanaklara dayanmaktadır.

Proletarya devrimini örgütleme mücadelesi veren, bu konuda tok iddiası olan bir parti açısından tarihi önemi olan böyle bir hedefe ulaşmak, nesnel zorluklarla boğuşmanın yanısıra, öznel zaaf ve eksikliklerle kararlılıkla mücadele etmeyi de zorunlu kılar. Zira, devrimi örgütleme sürecindeki her aşamanın partinin önüne farklı pratik görevler çıkardığı gözönüne alınırsa, III. Parti Kongresi’nin saptadığı bu hedefe ulaşmak için, donanımın çok yönlü olarak güçlendirilmesi ve belli alışkanlıkların artık geride bırakılması gerektiği kendiliğinden anlaşılır.

Partinin güçlü yönlerine ve üstlendiği misyonun önemine vurgu yapan TKİP III. Kongresi, partinin güçlendirilmesi gereken yanlarının, aşılması gereken zayıf noktalarının altını da çizmiştir. Birkaç temel başlık altında toplanan bu zaaf alanlarının geride bırakılabilmesi, devrimci siyasal pratik çalışmada aşılması gereken tarz ve alışkanlıkların saptanıp üzerine gidilmesiyle mümkün olacaktır.

Bu çalışmada öncelikle geride bırakılması gereken zayıf noktalardan biri olan siyasal çalışmada ihtiyatlı tarz üzerinde duracağız. 

 

Tarzın yaşam alanı bulmasına yol açan sorunlar

Devrimci siyasal çalışmada kimi zaman karşılaştığımız önemli sorunlardan biri, “ihtiyatlı davranma” adı altında çekingenliği besleyen bir tarzın kendini gösterebilmesidir. Yerel örgüt, komite ya da parti militanları şahsında karşımıza çıkan bu sorunun, toplam parti faaliyetinde farklı yansımalarını saptamak mümkündür.

Böyle bir tarzın oluşması farklı nedenlerden kaynaklanabilir. Bir bölgede belirleyici konumda olan bir kadronun parti çizgisini kavrayışındaki yetersizlik veya çizgiyi pratiğe geçirme noktasındaki zorlanmadan kaynaklanabileceği gibi, kolektif işleyişin oturtulamaması veya çarpık kavranışından da doğabilir. Partinin yeterince yön verip denetleyemediği çalışma alanlarında bu tarzın yaşam alanı bulma ihtimali daha yüksektir. İşleyişin örgütsel esaslara uygun olmadığı, işlerin bireylerin çabalarıyla yürütülmeye çalışıldığı, bununla bağlantılı olarak ilişkilerin politik zeminden çok sosyal yönü ağır basan zeminlere kayabildiği alanlar, ihtiyatlı bir tutumun ortaya çıkmasına, giderek bir tarza dönüşmesine elverişli olabilmektedir.

 

Devrimci siyasal çalışmada bu tarzın olumsuz yansımaları

Nesnel koşulların zorluğu ya da öznel zaaf ve yetersizlikten dolayı ortaya çıkan bazı alışkanlıklar, zamanında saptanıp aşılmadığı koşullarda, giderek bir tarza dönüşür. Bir çalışma alanında sorunlu bir tarz yerleşik hale geldikten sonra ise, bunun toplam faaliyete yansıması kaçınılmazdır.

Bu ihtiyatlı tarz yaşam zemini bulduğu alanlarda parti faaliyetine birçok açıdan yansıyabilmektedir.

* Siyasal çalışmada edilgen tutum bu tarzın yarattığı zaaflardan biridir. Bu edilgenlik elbette eylemsizlik anlamına gelmiyor. Fakat çalışmada veya kitle ilişkilerinde rahat olamama, tutuk davranma, sözünü yeterli toklukla söyleyememe gibi durumları anlatıyor.

Kitlelerle yüzyüze gelindiğinde parti çizgisini anlatma, güncel siyasal gelişmelere dair etkili ajitasyon yapma, çevre çeper ilişkilerini parti çizgisine kazanma gibi önemli konularda yeterince aktif olmamak buna örnektir. Bir diğer önemli nokta, gazete, bülten, bildiri, broşür gibi propaganda araçlarının işçi ve emekçilere ulaştırılması esnasında düzeni teşhir eden, devrim ve sosyalizm hedefini gösteren ajitasyon konuşmalarından geri durabilmektir. Ya da, sendika bürokratlarının gerici manevralarını anında boşa düşürme, onları işçiler nezdinde teşhir etme noktasında yeterince atak davranamama vb. olarak kendini hissettirir. 

* Yeterince atak davranamama, harcanan devrimci emeğin verimini düşüren önemli etkenlerden biridir. Çalışma alanlarımızda değişik araçlarla yaygın ve sistemli bir siyasal faaliyet yürütüyoruz. Birçok alanda en yaygın ve düzenli faaliyeti yürüten partiyiz. Buna rağmen harcadığımız devrimci emeğin yarattığı somut kazanımların sınırlı kaldığını, kitle ilişkilerini, partinin çevre çeperini örgütlemekte zorluklar yaşadığımızı sık sık vurguluyoruz.

Bu zorlanmanın sınıf hareketinin verili koşullardaki zayıflığından kaynaklanan bir yönü olduğu biliniyor. Ancak devrimci emeği somut kazanımlara dönüştürme noktasındaki zorlanmanın, kimi kritik anlarda yeterince atak davranamamakla da dolaysız ilgisi var. İhtiyatlı ve edilgen bir tutum, yaygın faaliyetin işçi ve emekçilerde yarattığı etkiyi örgütsel kazanımlara dönüştürme noktasında zorlanma yaşanmasında önemli bir rol oynuyor.

* Devrimci olmak kuşkusuz ki iddialı olmaktır. Ancak siyasal faaliyette çekingen davranışlar, bunların sonucu olarak sözünü yeterli toklukla söyleyememe, iddiada zayıf bir görüntünün oluşmasına yol açar. Demek ki, pratikte güçlü bir devrimci iddia ortaya koyabilmek için edilgen tutumların aşılması önemlidir.

* Partinin kadro ve militanları açısından misyon bilincinin güçlendirilmesi özel bir önem taşıyor. Zira küçük-burjuva sosyalizmi ile girişilen devrimci hesaplaşmanın ürünü olan proleter sosyalizmi, kapitalizmin tek tutarlı devrimci sınıfını, işçi sınıfını temsil etme iddiasındandır. TKİP’nin kadro ve militanları bu tarihsel misyonun taşıyıcıları olarak hareket etmek, işçi ve emekçilerin önüne bu tok iddia ile çıkmak durumundadırlar.

Burada irdelemeye çalıştığımız ihtiyatlı ve edilgen tarz, partinin temsil ettiği misyonun güçlü bir iddiayla savunulmasını zorlaştıran etmenlerden biri olarak karşımıza çıkabilmektedir.  

* Devrimci siyasal faaliyet, partili militanların kavrayışını güçlendireceği, ufkunu genişleteceği en uygun ortamdır. Zira, kapitalizmin insanı körelten, sığlaştıran sisli ortamının dışına çıkma olanağı sağlar. Marksist öğreti ve onun ışığında parti çizgisinin kavranmasını kolaylaştırır. 

İhtiyatlı ve edilgen tarz, devrimci militanın bu alandaki gelişimini de sınırlar. Zira kendini üreten dinamik bir faaliyet, düşünsel alanda da gelişimi koşullar. Oysa belli sınırlara takılan, çevre çeper güçleri dönüştürme noktasında zorlanan, giderek mekanik ilişkilere kapı aralayan bir tarzın yaşam alanı bulduğu yerde, partili militanların düşünsel yetkinleşme süreci de yavaşlar.

* Güçlü bir ideolojik-politik kavrayış, buna uygun bir yaşam tarzı ve pratik devrimci kimliğin temelidir. Militan devrimci kimlik pratik çalışma içinde oluşur ve çelikleşir. Bu ise ancak iddialı, atak, cüretkar, yaratıcı bir devrimci siyasal faaliyet içinde sonuçlarına vardırılabilir.

İhtiyatlı ve edilgen tarzın devrimci militan kimliğin şekillenmesini zorlaştırdığı, zamana yaydığı, hatta bazen engelleyen bir etkene dönüştüğü örnekler ise az değildir. Şu veya bu nedenle bu tarza kapı aralayan her parti örgütü, komitesi veya militanı sözünü ettiğimiz sorunların tümüyle karşılaşmayabilir. Fakat bu tarz veya alışkanlıkların yaşam alanı bulduğu yerde, burada sözü edilen veya edilmeyen zaafların bir kısmıyla karşılaşması kaçınılmazdır.

 

Kolektif devrimci işleyişi oturtmanın önemi...

Her sorun alanına olduğu gibi burada tartıştığımız soruna çözücü müdahalede bulunmak da, kuşkusuz partinin sorumluluk alanı içindedir. Zaten parti de uygun düzenlemelerle müdahalelerde bulunmaktadır. Ancak düzenlemelerin çözücü olabilmesi, öncelikle yerel örgütün, ama aynı zamanda tek tek parti kadro ve militanlarının sorunu tanımlama, mahiyetini kavrama ve aşma iradesi ortaya koyabilmeleriyle de bağlantılıdır.

Bilinçli veya bilinçsiz olarak müdahalelere ayak direme, eski tarz ve alışkanlıklarda ısrar etme tutumu sergilenebilir. Belli bir yere kadar bunun anlaşılır yanları vardır. Zira oturmuş bir tarzı, yerleşmiş alışkanlıkları aşmak kolay değildir, bilinçli bir çaba harcamayı gerektirir.

Bu süreç çoğu zaman sancılı yaşansa da, dünyayı değiştirme iddiasıyla devrim ve sosyalizm mücadelesine katılan, bu noktada irade ortaya koyabilen bir devrimcinin, ayak bağına dönüşen bazı alışkanlılarını aşabileceğinden şüphe etmemek gerek.

Sorunun çözümü elbette kolektif zeminde aranmalı ancak bireysel çabaların da sorunun aşılmasında önemli bir rolü olacağı gözardı edilmemelidir.

Öncelikle sorunun mahiyeti saptanmalı, kapsamı çizilmeli, faaliyetteki somut yansımaları kolektif şekilde açığa çıkarılmalı ve soruna dair bilinç açıklığı sağlanmalıdır. Faaliyetin her düzeyde planlanması, yürütülmesi, denetlenmesi kolektif şekilde yapılmalı, sorunu aşma noktasında kadro ve militanların buna uygun bir pratik tutum almaları sağlanabilmelidir.

Edilgenliği yenmenin, nesnel veya öznel koşullardan kaynaklı diğer sorun veya zorlanmaları aşmanın yolu, devrimci kolektif çalışma tarzını oturtmaktan geçmektedir.


Üste