TKP/ML YDK:
“Güçlerimizi birleştirmek ve halka güven vermek zorundayız!”
TKİP’li değerli dostlarımıza, TKİP militan ve taraftlarlarına...
Dostlar,
Partinizin 20. Kuruluş yılı vesilesiyle düzenlemiş olduğunuz gecenizi en içten devrimci duygularımızla selamlarız.
Emekçiler, devrimciler,
Zorbaların, fesatçıların, zalimlerin hakim olduğu bu dünyada, mazlum halklar, zor ve çetin bir dönemden geçiyorlar, geçmekle kalmıyorlar aynı zamanda bir sınav da veriyorlar. Sınıf dinamiklerinin, ezilen ulusların ve genel olarak emek güçleri, emperyalistler ve onların uşakları tarafından çevrildikleri bir dünyada yaşıyoruz.
Sınıf mücadelesi, ilerleme ve gerilemeleri hep iç içe yaşayarak gelişmiştir. Ancak sonunda ezilenler yani alttakiler hep kazanmışlardır. 90 yıl önce Rusya’da 1. Emperyalist savaşın ezip geçtiği bu ülkede, Lenin önderliğinde işçiler, köylüler Çarı yerle bir ederek dünyadaki ilk proleter devrimi gerçekleştirdiler.
90. Yılında yaşasın büyük proleter Ekim devrimi!
Değerli dostlar,
Ülkemiz de dünyadaki gelişmelerden bağımsız değildir. Bölgesinde sınıfsal ve ulusal mücadele açısından önemli yerde duran ülkemiz de, bugün açısından, politik gündemini birinci sırasında Kürt ulusal sorunu vardır. Gelişmelere yön vermesi bakımından da Kürt Ulusal hareketi kendisini bir kez daha gündeme getirebilmiştir.
Politik hedeflerinden bağımsız olarak, vurdukları darbelerle faşist diktatörlüğü köşeye sıkıştıran, Kürt ulusal hareketinin bu karşı koyuşu karşısında acze düşen faşist Türk devleti, bir kez daha sınır ötesi operasyona yönelmiştir. Irak Kürdistan’ı topraklarını işgal anlamına gelen bu sınır ötesi operasyon da, Türk devletinin başarılı olması mümkün değildir. Bundan önce 24 sınır ötesi operasyon da olduğu gibi bu operasyonda hüsranla bitecektir.
Türkiye’de görülmemiş bir ırkçışoven dalga esmektedir. Faşist ve gerici odaklar devletin himayesinde ve korumacılığında, Kürt evlerine, işyerlerine saldırmakta, sokakta Kürtler linç edilmek istenmektedir. Üniversitelerde Kürt ve devrimci öğrencilere saldıran faşistler, devlet eliyle toplumu sindirmek istiyorlar.
Tüm bu saldırı ve linç girişimleri elbette yeni değildir. Son da olmayacaktır. Ancak bunlar, çırpınmanın, korkunun, kaybetmenin ruh halidir. Faşist diktatörlük çaresizleşmiştir. Azgınca saldırı bundandır.
Kürt ulusu yalnız değildir. Onlara yapılan saldırıların tüm devrimci ve ilericilere yapldığını biliyoruz. Bunu en geniş emekçi kesimlere anlatmak bizim görevimizdir. Ama herşeyden önce bu ırkçışoven dalgaya karşı durmak, bu saldırıları püskürtmek devrimci partilerin önündeki en önemli görevlerden biridir.
Bunun için eylem birliklerine olan ihtiyaç kendisini bir kez daha açığa çıkartmıştır. Atılan adımları ileri taşımak, güçlerimizi birleştirmek ve halka güven vermek için üzerimize düşen görev ve fedakarlığı yapmaya hazır olmalıyız.
Türk hakim sınıfları sadece ülke içinde değil, yurt dışında da ırkçışoven dalgayı geliştirmek için harekete geçmiş bulunuyor. Belçika’da olduğu gibi Kürtlerin ve Ermenilerin işyerleri ve derneklerine saldıran bu çevrelerin Türk, Konsolosluklarının denetiminde bu saldırıları yaptıkları bir sır değildir.
Bunlara karşı sessiz kalamayız. Kalmadık, kalmayacağız da. Devrimci güçler olarak yurtdışında da eylem birliklerimizi ileri taşımanın güç ve olanakları mevcuttur. Bunu şimdiden tüm halkımıza duyurmak bir görevdir.
Kahrolsun faşist diktatörlük!
Hiç bir güç Türk ve Kürt halkını karşı karşıya getiremez.
Yaşasın ulusların kendi kaderini tayin hakkı!
Yaşasın her miliyetten Türkiye halklarının ortak mücadelesi!
Yaşasın devrimci eylem biriliklerimiz!
Yaşasın TKP/ML, TKİP dostluğu!
TKP/MLYDK