Sefaköy’den komünistler:
Partiyi kazandık, Partiyle devrimi kazanacağız!..
Selam olsun, Türkiye işçi sınıfının ihtilalci partisine!
Selam olsun, ezilenlerin ve sömürülenlerin geleceğe dair sonsuz umuduna!
Selam olsun, devrim ve sosyalizm uğruna tereddütsüzce can verenlere!
“Geleceği kazanma arzusuyla geçmişi aşanlara” bin selam olsun!
Şanlı Sosyalist Ekim Devrimi’nin 90. ve Komünist Hareketimizin 20. yılı vesilesiyle düzenlemiş olduğunuz geceyi en içten ve devrimci duygularımızla selamlıyor, emeği geçen tüm yoldaşlarımızı yürekten kutluyoruz.
Emperyalist-kapitalizmin bugün dünya ölçeğinde yaratmış olduğu yıkım ve facialara hep birlikte tanık oluyoruz. Bir yanda emperyalist namlular altında kıyım ve kırımlara uğratılan ezilen halklar, diğer yanda neo-liberal politikalar sonucunda koyu bir sefalete mahkûm edilen işçiler, emekçiler, kent ve kır yoksulları… İşte tarihin sonunu ilan edenlerin, insanlığa sunduğu, sunabileceği yegâne gerçekliğin özetidir bugün yaşananlar.
Kapitalizm bugün sadece insanlığı değil, içinde barındırdığı tüm canlılarla birlikte gezegenimizi de tehdit etmektedir. Bunun içindir ki, insanlık, “ya barbarlık içinde çöküş ya sosyalizm” ikilemiyle her zamankinden daha yakıcı bir şekilde karşı karşıyadır.
Ama inanıyoruz ki, emperyalist-kapitalizmin dünya ölçeğinde artırdığı bu saldırganlığa işçiler, emekçiler ve ezilen halklar asla boyun eğmeyeceklerdir. Çünkü biz marksist-leninistler, tarihin tüm zigzaglı seyrine rağmen, nihai olarak varacağı noktanın sınıfsız, sömürüsüz bir dünya düzeni olacağının bilinciyle ve iyimserliğiyle hareket ediyoruz. Ne kör bir inancın peşindeyiz, ne de saf bir beklenti içerisindeyiz. Miadını doldurmuş olan kapitalizmin, tarihin çöplüğünde hak ettiği yere gömülmesi için mücadele ediyoruz. Bu mücadelemizde, “buzu kırıp yolu açan” şanlı Ekim Devrimi bize yol gösteriyor.
Emekçi dostlar, yoldaşlar...
20. yılını kutladığımız komünist hareketin ortaya çıkışı, sonrasında kendisini TKİP şahsında daha ileri ve yeni bir düzeye taşıyabilmesi, işte bu bilinç açıklığı ve yöntemsel bakıştan alınan kuvvetle başarılmıştır. Ülkemizde 12 Eylül faşist askeri darbesinin yarattığı yıkıcı ve tasfiyeci atmosfere rağmen, revizyonizmin çöküşü üzerinden dünya çapında başlatılan sosyalizm karşıtı propagandanın tüm basıncına rağmen, bir avuç komünist “geleceği kazanmak için geçmişi aşma” iradesini ortaya koyabilmiştir.
Yenilginin dersleri ve deneyimleri temelinde bir dönemin kapandığına ve yeni dönem devrimciliğin ancak proleter sosyalizm temelinde var olabileceğine işaret eden komünistler, toplumsal-siyasal süreçlerde yaşanan bir dizi gelişmeyle de haklı çıkmışlardır. Geçmişin zaaf ve zayıflıklarında ısrar edenler devrim ideallerinden ve devrimcilikten hızla uzaklaşırken, bu noktada az çok ısrar gösterenlerse yapısal zaafların ezici ağırlığı altında kısır bir döngü içine girmişler ya da tasfiye olmakla yüzyüze kalmışlardır.
Sosyal durgunluğun ve siyasal gericiliğin hâkim olduğu böylesi bir dönemde, illegal, ihtilalci bir mücadele anlayışını ve pratiğini, sınıf temelinde var edebilme ısrarı ve yeteneğini gösterebilen yegâne hareket, komünist hareket olmuştur. Bu yüzden de, geçmişin devrimci değerleri bugün partimiz TKİP şahsında temsil edilirken, bu birikim sınıf devrimciliği temelinde yeni ve daha ileriyi bir düzeyde var ediliyor.
Elbette bu vurgularımız nedensiz değil. Zira kapitalizmin derinleşen bunalımının yanı sıra siyasal süreçlerde yaşanan bir dizi gelişme, Türk sermaye devletinin, daha saldırgan politikalarla daha gerici bir döneme hazırlandığının işaretlerini veriyor. Emperyalizmin tetikçiliğini yapan sermaye devletinin, Kürt halkına karşı yıllardır uyguladığı inkâr ve imha politikası gelinen yerde tümüyle iflas etmiştir. Bu durumun yarattığı sıkışmışlığın yanı sıra emperyalist savaşlarda aktif rol oynamaya soyunması, iktisadi ve mali bağımlılığın işçi ve emekçilere önümüzdeki dönem daha da ağır faturalar çıkaracak olması, tüm bunlar, sermaye devletinin azgın bir polis devleti olarak tahkim edilmesine yol açmaktadır.
Şovenizmi tırmandırarak ve sendikalara çöreklenen ihanet şebekelerini kullanarak işçi ve emekçileri denetim altında tutmayı başaran sermaye devleti, bunun sonsuza dek böyle sürüp gitmeyeceğinin de farkındadır. Tam da bu yüzden sermaye devleti daha gerici bir döneme hazırlanmakta, devrimci güçlere ve toplumsal muhalefete karşı azgın bir terör uygulamaktadır. Böyle bir dönemde, işçi ve emekçilerin mücadelesine yön verecek, onları toplumsal bir devrime hazırlayacak illegal ihtilalci bir önderliğin önemine vurgu yapmak hayatidir. Yıllardır izlediği çizgi ve pratiğiyle TKİP’in bu ihtiyacı karşılayabilecek tek parti olduğu ispatlanmıştır.
Yoldaşlar;
Bizler bölgemizdeki işçi ve emekçileri sermayenin saldırılarına karşı uyarmak, onlara siyasal sınıf bilinci kazandırmak ve sermaye düzenine karşı mücadeleye sevk edebilmek için birçok yöntem ve araçlar çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Fabrika ve atölyelerden oturdukları semtlere kadar, emekçileri her alanda mücadeleye çağırıyor ve kendi öz deneyimleri temelinde eğitmeye, devrim hedefine kazanmaya çalışıyoruz.
Bu yüzdendir ki, bölgedeki işçi ve emekçiler yaşadıkları her sorunda yanlarında ilk olarak partimizi, komünistleri görmekte ve belli bir ilgiyle yaklaşmaktadırlar. Sosyal mücadelenin keskinleştiği bir dönemde, bölge emekçileriyle çok daha ileri düzeyde bağlar kurulacağından şüpheniz olmasın. Geleceğe en iyi biçimde hazırlanmak ve umudu daha da büyütmek için güne tüm gücümüzle yükleniyoruz.
Etkinliğinizi bir kez daha selamlarken, “Partiyi kazandık, partiyle devrimi kazanacağız!” diyor ve söz veriyoruz.
Yaşasın Türkiye Komünist İşçi Partisi!
Yaşasın Proletarya Devrimi ve Sosyalizm!
Sefaköy’den komünistler