Sevgili yoldaşlar,
Bugünkü etkinliğinize Almanya Marksist-Leninist Partisi, gençlik örgütümüz REBELL ve çocuk örgütü Rotfüchse’nin devrimci selamlarını iletiyorum. Sizinle işbirliği yaptığımız için teşekkür ederiz. Türkiye’deki işçi ve kitle mücadelelerinde önemli bir iş yapıyorsunuz.
İnsanlık, gizli bir varoluş krizinin içindedir. Emperyalist dünya savaşı için hazırlıklar devam etmektedir. Giderek daha fazla ülkede sağcı eğilimler güçlenmekte, faşist ya da faşist eğilimli hükümetler çoğalmaktadır. Küresel çevre felaketinin çerçevesi içindeki gelişmeler gözle görülür şekilde artmaktadır.
Almanya’da, bizim değerlendirmemize göre, akut bir faşist tehlike var. AfD, burjuvazi tarafından sistematik olarak geliştirilip, para ve medya varlığıyla güçlendiriliyor. MLPD, tüm faşist örgütlerin ve propagandalarının yasaklanmasını, AfD’nin de yasaklanmasını savunuyor.
Faşist tehlike, İsrail hükümetinin Filistin halkına karşı işlediği soykırıma Alman hükümetinin sınırsız desteğinde de açıkça görülmektedir. MLPD olarak, bağışlar, tıbbi yardım ve tugay mensuplarının gönderilmesi yoluyla Gazze’de Al Awda sağlık ağının kurulması projesini tüm gücümüzle destekliyoruz. ICOR’un Kobane’deki Kürt hareketi ile işbirliği içinde yaptığı gibi...
Almanya’da antifaşist ve antiemperyalist bir cephe kurulmasının gerekliliğini görüyoruz. Bu cephenin kurulmasına katılın! İşçi hareketi, antifaşist hareketin belirleyici gücüdür.
Sevgili yoldaşlar,
Dünya çapında işçi ve halk mücadeleleri artıyor. Türkiye’de de kitleler faşist Erdoğan rejimine karşı mücadele ediyor. Rejim krizde, bu nedenle muhalif güçler giderek daha fazla baskı altında tutuluyor.
İşçi sınıfını ve geniş kitleleri gerçek sosyalizm, uluslararası sosyalist devrim için mücadeleye kazanacağımıza inanıyoruz.
Etkinliğinizin başarıya ulaşmasını dileriz.
Yaşasın devrimci ve Marksist-Leninist partilerin birliği ve dostluğu!
Tüm ülkelerin proleterleri, birleşin!
Tüm ülkelerin proleterleri ve ezilenleri, birleşin!
Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!
MLPD (Almanya Marksist-Leninist Partisi)
***
TKİP’nin 27. Kuruluş yılı etkinliğine;
Değerli dostlar, devrimci arkadaşlar,
Partiniz, Türkiye Komünist İşçi Partisi’nin (TKİP) kuruluşu ve mücadele tarihinin 27. yılında, davetinize teşekkür ediyor ve sizleri en içten devrimci duygularımızla selamlıyoruz.
Dostlar, her milliyetten halkımız,
İçinden geçtiğimiz süreçte Avrupa, Türkiye ve dünyada önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Emperyalist güçler arası dalaş ve çıkar çatışmasının derinleştiği, 3. emperyalist paylaşım savaşı tehlikesinin giderek arttığı bir süreçteyiz.
Emperyalist devletlerin ve uşaklarının silahlanma yarışı, savaş aygıtı NATO’nun genişletilmesi çalışmaları, ABD emperyalizminin İngiltere ve batılı emperyalist güçlerin desteğiyle, İsrail siyonizminin, Filistin ulusuna karşı kanlı katliam politikaları, Suriye’de egemenlik çelişkileri, Ukrayna’ya askeri ve savaş desteği üzerinden rakipleri olan emperyalist Rusya’nın güçten düşürülmesi ve sınırlandırılması politikaları devam ederken, Çin sosyal emperyalizminin ekonomik ve ticari alanda hızla gelişiyor olması, ABD ve ittifakı emperyalistleri ürkütüyor, pazar kavgasını artırıyor.
Lenin yoldaşın deyimiyle “Emperyalizm var oldukça savaşlar kaçınılmazdır.” Emperyalizmi ve tüm dünya gericiliğini Yeni Ekim devrimleri ve Çin Devrimi ruhuyla mezara gömmek için MLM çizgide, proleter dünya devrimi mücadelesini yükseltmeliyiz!
Tüm bu gelişmeler bağlamında içinde yaşadığımız ülke olan Almanya’da, başta Alman emperyalistleri olmak üzere, silahlanmaya ayrılan bütçeler, işçi ve emekçilerden kesilen vergilerle karşılanıyor. Kitlelerin alım gücü düşüyor. Zam ve pahalılıkla yaşam koşulları kötüleşiyor. Irkçı faşist partiler eliyle göçmen düşmanlığı körüklenerek, emekçileri ve sınıfı bölmeye yönelik her türlü şoven politikalar güdülüyor.
Irkçılığa ve artan faşist tehlikeye karşı yerli ve göçmen emekçilerin birliğini sağlamaya dönük adımlar atmalı ortak çalışmaları büyütmeliyiz.
Ülkemiz Türkiye ve Türkiye Kürdistan’ında ise;
Kuruluşundan günümüze tarihi katliam, işkence, idam, tehcir, sürgün, milli zulüm ve baskılarla dolu faşist devletin ekonomik ve siyasi çıkmazı derinleşmektedir.
2002’den bu yana iktidarı elinde tutan faşist Tayyip Erdoğan, AKP-MHP ittifakı, yıpranmışlığı ve kitlelerin artan öfkesi karşısında nefes almak ve zaman kazanmak için Kürt Ulusal Hareketi PKK ve Öcalan ile “müzakere” ve uzlaşı arayışının yaşandığı bir süreçteyiz.
Tarihi boyunca tekçi, Kürt ulusu ve azınlık milliyetlere ve inançlara düşman faşist sistemin demokratikleşeceği beklentileri bir hayal ve yanılsamadır.
Bu eğilim içine giren tüm reformist, uzlaşmacı kesimler tasfiyecidir. Ve de mücadele yoluyla kazanılmış tüm değerleri ve mevzileri kaybedecekler ve Türk egemenlerinin kurulu düzenine payanda olacaklardır. Zor ancak zor yoluyla alt edilebilir. Bu bilinci kuşanmayan ya da yok sayanların başarma şansı yoktur. Bu açık ve nettir.
Kürt ulusu ve ülkemizde yaşayan her milliyetten işçi ve emekçinin gerçek kurtuluşu devrim ve sosyalizmle olanaklıdır. Bunun dışındaki tüm önerme ve düşünceler sınıf uzlaşmacısı, burjuvazinin ve gerici kliklerin egemenliğini sürdürmesine hizmet eden politikalardır.
Devrimci ve komünist hareket bu süreçte, faşizme karşı her yolla mücadeleyi sürdürmeyi hedeflemeli, ezilen emekçi yığınların bilincini karartan, “barış” adı altında her türden uzlaşmacı ve tasfiyeci eğilimlere karşı devrimci kararlılıkla ve tarihsel birikim ve tecrübeyle karşı durmalıdır.
27. kuruluş yılınızı kutluyor ve orada bulunan tüm halkımızı Partizan ruhuyla selamlıyoruz! Emperyalizme, faşizme ve her türlü gericiliğe karşı,
Yaşasın proletarya ve ezilen halkların birliği ve mücadelesi!
Yaşasın devrimci dayanışma!
TKP/ML - Almanya Komitesi
Değerli arkadaşlar, yoldaşlar!
Bugün dünya, tarihinin en tehlikeli dönemlerinden birinden geçmektedir. Emperyalist sistemin derinleşen krizi, büyük güçleri yeni bir paylaşım savaşına sürüklemektedir. Başta ABD ve batılı emperyalistler ve yükselen Asya blokları, özellikle Çin ve Rusya dünya pazarlarını, enerji hatlarını ve etki alanlarını yeniden paylaşma mücadelesine girişmiş durumdadır.
ABD öncülüğündeki NATO’nun Doğu Avrupa ve Asya’da yürüttüğü askeri yığınak politikaları, Rusya’nın ve Çin’in hızla artan askeri hamleleri, nükleer tehditlerin yeniden gündeme getirilmesi -tüm bunlar yaklaşan bir küresel çatışmanın işaret fişekleridir. “Demokrasi”, “güvenlik” ve barış söylemleri altında yürütülen bu politikalar, gerçekte sermayenin çıkarlarını koruma ve dünya halklarını yeni bir yıkıma sürükleme planlarından başka bir şey değildir.
Bu savaş hazırlıklarının bedelini, her zaman olduğu gibi, işçiler, emekçiler, yoksullar ve mazlum halklar ödeyecektir. Halkların çıkarı, emperyalist bloklardan birinin safına dizilmekte değil; bu kanlı düzenin kökten yıkılmasında yatmaktadır. Bugün görev, tüm dünyada savaş karşıtı, anti emperyalist bir dayanışmayı büyütmek; halkları yeniden paylaşım savaşına karşı ortak bir cephede buluşturmaktır. Gerçek barış, emperyalist zincirlerin kırıldığı, halkların kendi kaderlerini özgürce tayın ettiği bir dünyada mümkündür.
Bugün burada, dünyanın dört bir yanında emperyalizme, sömürüye ve siyonizme karşı direnen tüm halklarla omuz omuza, aynı umudu büyütmek için bir aradayız. Biz biliyoruz ki, halkların iradesi, tanklardan da bombalardan da yalanlardan da güçlüdür.
Filistin’den Kürdistan’a, Latin Amerika’dan Afrika’ya kadar yükselen her direniş, insanlığın onurunu savunmaktadır.
Bu gece, sadece bir anma ya da dayanışma gecesi değil, aynı zamanda geleceğe dair inancımızın, eşitçe özgür bir dünyanın mümkün olduğuna dair kararlılığımızın ifadesidir. Bu cümleden gecenize başarılar dilerken, izninizle sizlerin bu gecenin afişine çıkardığınız sloganınızı tekrarlıyoruz:
Emperyalizm ve siyonizm yenilecek, direnen halklar mutlaka kazanacak!
Yaşasın devrim ve sosyalizm!
Yaşasın devrimci dayanışma!
Hepinizi devrimci bir saygıyla selamlıyoruz…
NRW Bolşevik İnisiyatif taraftarları
***
Partinizin kuruluşunun 27. yılı vesilesiyle düzenlediğiniz “Emperyalizm ve siyonizm yenilecek, direnen halklar kazanacak!” gecesine katılan tüm TKİP taraftarlarını ve siz göçmen emekçileri en içten devrimci duygularımızla selamlıyoruz.
Siyonist İsrail devleti ABD ve Batılı emperyalist güçlerin desteği ve himayesinde Filistin halkına karşı gerçekleştirdiği soykırımda 70 binin üzerinde insanı katletti. Kayıpların sayısı ise bilinmiyor. Gazze, yerle bir edildi. İnsanların çadırlarda kalmasına dahi müsaade edilmiyor.
Ekim ayının son haftasında gerçekleştirilen ateşkesin bir yalan olduğunu, siyonist İsrail devletinin devam eden saldırıları fazlasıyla göstermektedir.
Emperyalistler dünyayı hızla yeni bir emperyalist paylaşım savaşına doğru sürüklüyor. Silahlanmaya ayrılan milyarlarca dolar, yoksulluğun ve açlığın da nedenidir.
Bittiği söylenen her bölgesel savaşın ardından yeni bir savaş başlatılmaktadır. Afrika emperyalistlerin yeni savaş alanları olarak bir kez daha gündemdeki yerini koruyor. Afrika’nın zengin kaynakları emperyalistlerin iştahını fazlasıyla kabartıyor.
AKP iktidarının MHP’yi de yanına alarak başlattığı ‘Kardeşlik ve demokrasi’ açılımının içinin boş olduğu her geçen gün daha da netleşmektedir. Türkçe bilmeyen Kürt annelerinin komisyonda Kürtçe konuşmasına tahammülü olmayan, yüzlerce hasta tutsağı bırakmayan, cezaları biten devrimcileri cezalandırmaya devam eden, burjuva muhalefeti dahi tehlike gören, tutuklamalardan hız kesmeyen, toplantı ve ifade özgürlüğünü rafa kaldıran 102 yıllık faşist bir devletten demokrasinin çıkmayacağı nettir. Dayatılan teslimiyettir. Kürt ulusu 102 yıldır bu teslimiyete karşı sayısız başkaldırı yaptı, teslim olmadı, olmayacak da.
Kürt, Türk ve çeşitli milliyetlerden işçi ve emekçilerin kurtuluşu devrimdedir. Demokratik Halk Devriminde, Kürt ulusu özgürce ayrılma hakkına kavuşacak, azınlık uluslar ulusal haklarına elde edecek, işçi sınıfı, köylülük, gençlik ve kadınlar özgürlüklerini kendi elleriyle gerçekleştirecektir.
İnsanlığı bekleyen tehlikelere karşı Türkiyeli devrimciler olarak anti-emperyalist, anti-faşist birleşik cephenin kurulması görevi her zamankinden daha fazla gündemimize gelmiş bulunuyor. Bunu gerçekleştirmek için tüm partiler ve örgütler olarak, insanlığa ve halkımıza karşı sorumluğumuzun bilincinde olarak zaman geçirmeden anti-emperyalist, anti-faşist cepheyi kurmak için adım atmalıyız.
Kahrolsun emperyalizm, faşizm ve her türden gericilik!
Yaşasın devrimci dayanışma!
Yaşasın ulusların özgürce ayrılma hakkı!
TKP-ML Avrupa Komitesi
***
Emperyalizm, halklara dayatılmış bir kader değil; işçilerin alın teriyle, ezilenlerin kanıyla beslenen, sistemli bir yağma düzenidir. “Özgürlük” ve “demokrasi” sözleriyle süslenir, ama altında sömürünün çıplak gerçeği yatar.
Siyonizm ise bu düzenin en vahşi biçimidir: sömürgecilik ve ırkçılık projesi, dünya kapitalizminin bir aracıdır. Emperyalist merkezin egemenliğini “tarihsel hak” ve “ahlaki garanti” maskesiyle, Arap yurdunun kalbinde yeniden üretir.
Ama bu düzenin susturmak istediği halklar, kendi bilincinin de tarihinin de yaratıcısıdır.
Güney Lübnan’dan Gazze’ye, direnişin ve mücadelenin her alanında yeni bir kimlik filizleniyor:
Kurtuluşun para imparatorluklarının başkentlerinden ithal edilemeyeceğini, devrimci silahın sadece dış düşmana değil, bağımlılığı ve boyun eğişi yeniden üreten iç yapılara da çevrileceğini bilen bir bilinçtir bu.
Yenilgi halkların kaderi değil, davalarını sözleşmelere ve korumalara satan işbirlikçi rejimlerin kaderidir.
Silahlarıyla, paralarıyla, medyalarıyla şişinen emperyalizm ve siyonizm, tarihin yasasıyla yüzleşmektedir: Yağma ve kölelik üzerine kurulu her sistemin yıkılacağı yasasıyla.
Çünkü tarihi yazanlar sahipler değil, direnenlerdir.
İleri!
Sömürü dünyası çökene, onun enkazı üzerinde özgürlük, eşitlik ve insan onuruna dayalı toplumlar yükselene dek!
Yaşasın direnen halklar, kahrolsun boyun eğen rejimler!
Bu uluslararası direniş ve özgürlük çağrısına kardeşçe davetleri için yoldaşlarımıza teşekkürlerimizi sunuyor, gecenizi selamlıyoruz!
Arap Kızıl Yardım
***
Sevgili yoldaşlar, değerli dostlar,
Enternasyonal Emekçi Kadın Komisyonu PiA olarak bu anlamlı etkinlikte sizleri devrimci duygularımızla selamlıyoruz.
Bugün kapitalist emperyalist sistem dünyanın dört bir yanında sosyal yıkımlar ve kötülükler üretiyor ve bunların acısını başta kadınlar olmak üzere işçi ve emekçiler çekiyor. Buna karşılık yer kürede kadınlar da sokakları, alanları doldurarak mücadele ediyor. Ekim Devrimi, işçi sınıfı ve emekçilere olduğu gibi biz kadınlara da mücadelede izlenmesi gereken yolu göstermiştir.
Dolayısıyla Büyük Sosyalist Ekim Devrimi’nin 108. yıldönümünde, biz PiA olarak bu devrimin gösterdiği yolda yürüme ve devrimci örgütlülüğümüzü büyütme kararlılığındayız.
Türkiye’de de Ekim Devrimini muzaffer kılacağına inandığımız yeni Ekimlerin partisini selamlıyoruz.
Kadınların kurtuluşu, emeğin kurtuluşuyla; emeğin kurtuluşu ise devrim ve sosyalizmle mümkün olacaktır!
Kadın erkek ele ele örgütlü mücadeleye!
Yaşasın devrim ve sosyalizm!
Enternasyonal Emekçi Kadın Komisyonu