Logo
< IV. Kongre sunumları: Liseli gençlik hareketi ve çalışması üzerine

Fabrikada parti çalışması üzerine


Fabrikada parti çalışması üzerine

“Fabrikalar, hergünkü olayların gösterdiği gibi, işçi hareketinin mücadele merkezleridir. Hareketin gücü fabrikalarda yatmakta, kalbi fabrikalarda atmaktadır. Bu gücü kullanmak, politik yönden geliştirmek, bilincini ve örgütlenmesini ilerletmek isteyen bir partinin, buna uygun bir örgütsel konumlanış içinde olması, işin doğası gereğidir.” (Parti: Proletaryanın devrimci öncüsü, EKİM 1. Genel Konferans/Değerlendirme ve Kararlar)

İşçi sınıfının devrimci partisi için fabrikalar, siyasal ve örgütsel çalışmanın kalbi demektir. Bilimsel sosyalizmin işçi sınıfı ile buluşup kaynaştığı dolaysız yaşam alanlarıdır fabrikalar. Bunun için parti her dönem fabrikalara özel bir önem vermiş, siyasal çalışma, örgütlenme ve mücadelesinin merkezine koymuştur.

 

Fabrika çalışmasının stratejik önemi

İşçi sınıfının devrimci partisi için fabrikaların siyasal çalışma ve örgütlenmenin merkezinde durmasının bir dizi nedeni bulunmaktadır. Bunları, başta yukarıda değinilen temel metin olmak üzere, konuyla ilgili yayınlanmış parti değerlendirmelerinden de süzerek şöyle sıralamak mümkün:

1. İşçi sınıfı kolektif varlığını fabrikalarda oluşturur: Bu nesnel bir olgudur. Elbette işçi sınıfı burjuvaziye karşı verdiği sınıf mücadelesi içerisinde varlığını gösterir, kendisini kanıtlar. Bu ölçüde de mücadelenin ve işçi sınıfının bir sınıf olarak kendisini gösterdiği belirli bir mekan olmaz. Ancak sınıfın organik birliği esas olarak üretim alanında gerçekleşir. Fabrika, işçilerin bir ordu gibi yan yana getiren ana ocaktır. İşçi sınıfının kalbi fabrikalarda atar. Dışarıda genel sosyal-kültürel topluluğun parçası olduğu ölçüde farklı kimlikleriyle tanımlanan işçi, fabrikada ise kolektif bir organizmanın parçasıdır. Fabrika onu istek ve tercihinden bağımsız olarak bu organizmanın parçası yapar ve sadece üretimde değil aynı zamanda yaşamıyla ilgili olarak da bu kolektif yapının bir parçası olarak davranmaya iter. Fabrikadan kopan işçi bu kolektif organizmanın da dışına itilir. Sınıfı fabrikadan kavrayamayan bir parti, onun kalbini ve dolayısıyla nabzını tutmayı başaramayacağı için beyin görevini görmez.

2. İşçi sınıfı fabrikalarda burjuva ideolojik hegemonyadan nispeten uzaktır: Çünkü fabrika sınıf karşıtlığının kendisini en net biçimde ürettiği alandır. Bu zeminde burjuva ideolojisinin egemen olma olanakları diğer zeminlere göre daha azdır. Bilinç ve örgütlenme düzeyinden bağımsız olarak fabrikalarda kendisini ve yaşamını vareden işçi, dünyaya da bu zeminden bakar. Bu ölçüde de, sınıf bilinci gelişmemiş olsa dahi, burada burjuva ideolojik ve politik etkilere daha az maruz kalır. Devrimci sınıf politikasını kavrama olanakları artar.

Elbette bu artış sınıf mücadelesinin gelişmesiyle doğru orantılıdır. Sermaye ile karşı karşıya geliş ölçüsünde dünyayı sınıfsal bir gözle yorumlama ve kavrama olanakları doğar. Sosyal, kültürel ve siyasal her şey bu ölçüde karmaşıklıktan çıkıp sınıfsal algılar üzerinden daha kolay anlaşılır. İşte bunun için ağır çalışma koşulları nedeniyle entelektüel araçlara ulaşma imkanı en az olan işçiler, sınıf mücadelesine atıldıklarında sıçramalı bir kavrayış edinir, bilimsel sosyalizmin kararlı ve sağlam savunucuları haline gelir, politikada da daha az hata yaparlar. Dolayısıyla bu zemine oturan bir parti de, dünya görüşü ile maddi zemini arasında kurduğu sağlam bağlar nedeniyle yıkılmaz olur, politik mücadelede daha sağlam ve  kararlı hale gelir.

3. Fabrikalar ihtilalci örgütün gerçekleşme zeminidir: “(Fabrika temeline dayalı bir politik çalışma ve örgütlenme) aynı zamanda, sınıf düşmanının saldırılarına karşı sağlam ve yıkılmaz bir örgüt yaratabilmenin de en uygun ve güvenceli zeminidir. Parti düzen karşısındaki ihtilalci (illegal) varoluş biçimine en uygun zemini, fabrika hücreleri temeline dayalı bir örgütlenmeyle bulabilir.” (agy)

Parti örgütünün fabrika hücreleri temeline oturması, sadece düşman saldırılarına karşı örgütsel sürekliliğin sağlaması nedeniyle ortaya çıkan bir gereklilik değil, bunu da kapsayacak biçimde devrimci iktidar mücadelesinin zorunlu bir sonucudur. Zira parti için illegalite gizliliği aşan zorunlu bir varoluş biçimidir. Çünkü sınıfın devrimci öncüsü olma niteliklerine sahip olan partinin örgütsel omurgası düzene sığamaz. Bu nedenle proleter devrimin ihtiyaçlarına uygun olarak kurulmak zorundadır.

Bu arada belirtelim ki, devrimci bir parti için örgütlenmede illegalite esastır, legalite ona tabidir. Fakat parti örgütü esas olarak illegal temelde örgütlenmekle birlikte, bir komplo örgütü değildir. Bunun için partinin çalışmasının neredeyse onda dokuzu açıktır. Bunun fabrikadaki karşılığı, parti örgütünün fabrika hücreleri temeline otururken her türlü esnek ve yaratıcı biçimleri kullanmasıdır. Bu yeri gelir bir eğitim grubu olur, yeri gelir bir sendikal çalışma olur, yeri gelir sosyal etkinlikler olur, vb...

4. Geleceğin toplumunun üretim-yönetim ilişkisi en sağlam biçimde fabrikalarda kurulur: İşçi sınıfının tarihsel rolü sadece yıkmak değil fakat aynı zamanda kurmaktır. İşçi sınıfı hem kapitalizmin özel bir ürünü olarak onu yıkmaya, bunun için diğer ezilen yığınlara önderlik edebilmeye, hem de kapitalizmin yıkıntıları üzerinden sosyalizmi kurmaya yetenekli tek sınıftır. Ekim Devrimi de göstermiştir ki, işçi sınıfı burjuva sınıf egemenliğini yıktıktan sonra kendi sınıf egemenliğini kurarak, hem burjuvazinin direncini kırmak için sistemli bir zor uygulamaya devam eder, hem de bu sınıfın da varlık koşulu olan kapitalizmi yaratan tüm kaynakları, kiri pasıyla birlikte ortadan kaldırmak için kesintisiz bir mücadele verir. İşte bu mücadelenin yolundan sapmadan amacına ulaşabilmesi, işçi sınıfının yönetimi elinde bulundurmasına bağlıdır. Bu ise yöneticileri seçmek yoluyla olmaz. Fabrikalarda örgütlü olan işçi sınıfının doğrudan yönetim kademelerine ulaşabilmesi ve söz-karar hakkını dolaysız biçimde kullanabilmesi gerekir. Bu ihtiyaç tarihte proter demokrasinin biçimi olan sovyet/konseyleri doğurmuştur. Diğer taraftan sovyet deneyimi aynı zamanda, iktidarı fabrikalardan doğru kullanabilecek örgütlü işçi sınıfının kaybolduğu, yani üretim-yönetim ilişkisinin koptuğu yerde, bürokrasinin palazlanmaya başladığını göstermiştir. Bunun için devrim için olduğu kadar devrimden sonra da fabrikalar, işçi sınıfının gücünün kaynağını oluşturacaktır. Bu gücün şu ya da bu nedenle zayıflaması sosyalizmin inşasını da zorlaştırır.

 

Fabrikada strateji ve taktik

Fabrika çalışmasında temel stratejik hedef, fabrikayı partinin ve devrimin kalesi haline getirmektir. Bunun anlamı, fabrikadaki işçilerin devrimci bilincini ve örgütlenme düzeyini geliştirmek, buradan öncü-devrimci işçileri kazanarak güçlü parti örgütleri inşa edebilmektir.

Hücrelere dayanan bir fabrika parti örgütü ancak güçlü ve etkin bir fabrika çalışması yürütebildiği ölçüde serpilebilir. Bu ise öncelikle ileri bir politik önderlik düzeyi gerektirir. Parti örgütleri fabrikada, tüm demokratik ve elbette sendikal özlemleri başarıyla seferber edebildikleri ölçüde yol alma şansı bulabilirler. Zaten komünist örgütün temel görevi de bu noktada ortaya çıkmaktadır. Doğru bir taktik politika, örgütlenme ve eylem çizgisiyle fabrikadaki işçilerin bilinç düzeyini, örgütlenme ve mücadele kapasitesi yükseltmek, beraberinde en ileri olanları partiye kazanarak örgütsel omurgayı geliştirebilmektir.

Bu bütünlük sağlanamadığında fabrika çalışmasında tek yanlılığa düşmek kaçınılmaz olmaktadır. Yakın dönem pratiğimizde bu türden bir tek yanlılık bir tür ekonomizm olarak karşımıza çıkabilmiştir. İşçilerin sendikal duyarlılıklarından yakalanması başka bir şey, bunun fabrika çalışmasının tek biçimi haline getirilmesi başka bir şeydir. Tek yanlılık burada ortaya çıkmaktadır. Fabrika çalışmasını sendikalaşma ya da sendikal muhalefet örgütlemeye indirgeyen bu tek yanlılık, IV. Kongre’de enine boyuna tartışılarak, aşılması yönünde bir irade ortaya konulmuştur. Sınıfa yönelik propagandayı siyasallaştırmak, sosyalist propagandayı büyütmek gibi net belirlemeler yapılmıştır.

Partinin fabrika çalışması sendikal, kültürel, sosyal, politik ve ideolojik, çok yönlü bir içeriğe sahiptir. Amaç devrimci bir sınıf hareketi geliştirmek olduğuna göre, bu stratejik amaca uygun yaratıcı politik biçim ve araçlar bulunmak durumundadır. Bunun için esas olan tüm sendikal ve demokratik özlemleri de kullanarak fabrikadaki işçinin kendisini sömüren kapitalistine karşı olan bilincini genel olarak tüm kapitalistler sınıfına ve onun devletine karşı yöneltebilmektir.

 

Parça ile bütün arasındaki ilişkiyi doğru kurmak

Çeşitli parti platformları tarafından dikkat çekildiği üzere, fabrika çalışması asla fabrikada yerleşik güçlerimizin değil, ilgili parti örgütünün öncelikli işidir. Bu demektir ki, fabrikaya yönelik politik çalışma bu organ tarafından planlanacak ve yürütülecektir. Bu ise gerek politikada, gerek örgütlenme ve eylemde fabrika sınırlarını aşan kapsamda bir çalışma demektir. İşaret edilen ekonomizm eğiliminin panzehiri budur.

Fabrikanın yerel örgütün sorumluluğunda bulunması, fabrikanın imkanlarını hem siyasal mücadele ve çalışma, hem de sınıf içerisinde değerlendirmeyi kolaylaştırır. Örneğin eğer stratejik bir fabrikayı tutuyorsak, bu size yakınınızdan başlayarak başka fabrikalara ulaşmanın koşullarını sağlar.

Fabrikada bütünlüklü bir siyasal yaşam kurmak, politikada, örgütlenmede, araçlarda buna uygun bir çeşitliliği gerektirir. Her bir politika, örgüt ve aracın işlevi farklıdır. Ama birbirlerini tamamlar, birinden yoksunluk diğerini güdükleştirir.

Parti birimi dışındaki, sendikal amaçlı komite, eğitim grupları vb. çevre örgütlenmelerin esnek biçimlerde kurulması olmazsa olmazdır. Araçlar konusunda da parti adına seslenmek, popüler ve sosyalist broşürler, materyaller, bülten, sendikal materyaller birbirini tamamlar. Fakat bu araçların farklı işlevlere sahip olması, bunların işlevlerinde mekanik bir sınır çekme sonucunu vermemelidir. Öyle ki çoğu durumda her bir araç benzer gündemleri farklı cephelerden ele alabilirler. Elbette dilleri, kurguları, biçimlerinde farklılıklar olacaktır. Ama böylelikle de birbirlerini tamamlamış olacaklardır.

Kullandığımız araçlar ve onların niteliği fabrika çalışmamızın düzeyinin bir aynasıdır. Bu çalışmayı örgütleyen parti örgütleri hakkında bir fikir verir. Örneğin fabrika bülteni gibi araçlar sık kullanılmıyorsa, bu fabrika çalışmamızın zayıflığının bir göstergesi sayılmalıdır. Yine bölge bültenlerinde ve politik yayın organında işçi mektuplarının azlığı da benzer bir göstergedir.

Dolayısıyla tüm parti örgütleri fabrika çalışmalarının mevcut durumuna bir de bu göstergelerden giderek bakmalıdırlar.

 

Fabrikada derinleşmek, fabrikaya dayanarak politik alanda büyümek!

III. Kongre’den başlayarak daha güçlü bir şekilde yapılan sınıf eksenli parti vurgusunun gereği, fabrikalarda mevzi tutmak, ama giderek bu mevzilere de dayanarak politik alanda sınıf eksenli bir mücadele odağı haline gelebilmektir.

Bundan öteye ise genel politik süreçlere yönelik müdahalemizi fabrika mevzilerine dayanarak örgütlemektir. Örneğin Haziran Direnişi’nde sınıfın kolektif katılımındaki zayıflık, esas olarak hem sınıfın hem de onun devrimci partisinin zayıflığıdır. Elbette burada sınıfın devrimci partisinin hareket koşulları, sınıfın nesnel koşullarından bağımsız olamaz. Ancak bu böyle olsa da, asıl olan bu yönde bir refleks ve bilincin kazanılmasıdır. Sınıfsal bir eksende davranmak, bulunulan fabrikalarda bu doğrultuda politika yapma çabası içerisinde olmaktır.

İşte bunun için parti örgütleri dönemsel ve güncel politikalarını oluştururken, her durumda planlamalarında fabrikayı esas almalı, fabrikaya uygun özgül politikalar oluşturmalıdırlar. Bu bir parti örgütünün temel sorumlulukları arasındadır. Aynı şekilde fabrikalardaki mevcut örgütler de çalışmalarını, ilgili parti örgütlerinin önerilerini de gözönünde tutarak fabrika merkezli kurmalıdır.

Elbette fabrikada mücadeleyi siyasal bir eksende örgütleme zorunluluğu, fabrika temelini güçlendirmeyi gözden kaçırmaya yol açmamalıdır. Doğru yöntem, stratejik amaçlar konusunda net bir kavrayış, günlük gelişmeler ve taktik alandaki görevleri bu amaca bağlı olarak örebilmektir. Bu ise sabırlı olmayı, bütünü görmeyi, parça ile bütün arasında doğru ve dengeli ilişkiler kurmayı gerektirir.

Parti böylece fabrikaya ayağını sağlam bir biçimde basarak, sınıf kimliğine uygun bir siyasal çalışma ve mücadele tarzı oluşturacaktır.


Üste