Logo

Partimizin kuruluşunun 10. yılındayız... 10. yıl partimiz açısından yalnızca bir yıldönümünü değil, aynı zamanda birçok bakımdan yeni bir süreci de ifade etmektedir. Partimiz, siyasal ve örgütsel alanlarda yeni bir düzeyin kazanılması çabasının yön verdiği bu sürece adım adım hazırlanmakta, devrimci sınıf çalışmasına bu temelde yüklenmektedir. Dünyada ve Türkiye’de yaşanan gelişmeler sınıf eksenli böyle bir devrimci hazırlığı ayrıca zorunlu ve acil hale getirmektedir.

Bugün örgütlenme planında yaşadığımız zayıflık, neredeyse tüm çalışma alanlarımızda, siyasal-örgütsel faaliyetimize ilişkin değerlendirmelerde ortaklaşılan bir nokta durumunda. Bu zayıflık genelde iki boyutta yaşanıyor. Birincisi, partinin siyasal pratiğinin taşıyıcısı güçlerin çok yönlü gelişiminde, bu anlamda kadrolaşmadaki yetersizliktir. İkinci boyutu ise kitleler içinde örgütlenmek, bu anlamda çevre-çeper ağını güçlendirip yaymak, sağlamlaştırıp büyütmek alanında karşımıza çıkıyor.

Bu yıl Büyük Sosyalist Ekim Devrimi’nin 91. yılını, partimizin 10. yılı ile birlikte kutladık. 10. yıldönümü vesilesiyle ördüğümüz kampanya çerçevesinde farklı araçlarla işçi sınıfı ve emekçilere yaygın bir şekilde seslendik. Ajitasyon-propaganda araçlarının yanısıra kitle etkinliklerimizle de, kampanyamızın “Parti, sınıf, devrim!” şiarını işçi ve emekçilerin gündemine taşıdık. Coşku, inanç ve kararlılıkla süren 10. yıl kampanyamız boyunca afiş, bildiri, kuş, duvar yazıları gibi araçları illegal temelde yaygınca kullandık.

10. yıl kampanyamız çerçevesinde, “Parti, Devrim, Sosyalizm!/ TKİP 10. Yılında!”, “İşçi sınıfı savaşacak, sosyalizm kazanacak!/TKİP”, “Sınıfa karşı sınıf, düzene karşı devrim!/TKİP”, “Ekim Devrimi 91. yılında! Sosyalizm kazanacak!/TKİP” şiarlı büyük boy afişlerimiz ile, “TKİP 10. Yılında!”, “Parti, sınıf, devrim, sosyalizm!”, “Devrimin ve sosyalizmin partisi TKİP 10. Yılında!”, “Yeni Ekimler için TKİP saflarına!”, “Özgürlük, devrim, sosyalizm!” şiarlı küçük boy afişlerimizi yaygın bir şekilde kullandık...

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de kriz artık açık bir olgudur. Bunu kuru ekonomik veriler kadar sınıflar mücadelesinin ilk sıcak karşılaşmaları da bütün açıklığı ile ortaya koymaktadır. Resmi ekonomik veriler Türkiye ekonomisinin durgunluk içine girdiğini ve çok geçmeden bunu daralmanın (eksi büyümenin) izleyeceğini kesinleştirmiştir. Öte yandan kapitalistler krizi gerekçe göstererek fabrika ve işletmeler düzeyinde ilk dolaysız saldırılarını gündeme getirmişler, tersinden ise sınıf ve emekçiler cephesinde krize karşı ilk anlamlı tepkiler gelmeye başlamıştır...

Örgütlü proletaryanın gücünün bilincinde olan kapitalistler, örgütlülükten yoksun bırakıldığında bu sınıfın güçsüz, yönetilmeye elverişli olduğunu da bilirler. Bundan dolayı düzenin tüm kurumları, işçi sınıfının hem örgütlü bir güç haline gelmesini hem de kendi dünya görüşü olan bilimsel sosyalizmle donanmasını engellemeye çalışır. Ordu, polis, MİT, kontr-gerilla, üniversite, cami, kilise, parlamento, medya vb. pek çok düzen kurumu, işçi sınıfı ile bilimsel sosyalizmin birleşmesini engellemek için...